Bir terslik var tabii durumda. “İçeriğe girme” diye bağırdığımız Anayasa Mahkemesi, içeriye girmek için duyduğu dayanılmaz arzuyu zor bastırırken, ve değişikliğimiz, bir yanakla bir kaç cimcik, biraz da o değilden mıncıklama ile bu seferlik ellerinden kurtulurken, “hayır cephesi” bütün bir halka, gerçekten içeriğe girmesi gerekenlere, değişikliği “şeklen” ele alma çağrısı yapıyor. Çünkü onlar için bu içerik, aslında içerik değil, kötü niyetin saklandığı bir “şekil” sadece.
Anayasa oylamasında alınan tavırlara “içeriğe girenler ve girmeyecek olanlar” olarak bir kesme atacak olsak, içeriğe girenler “evetciler”i, içeriğe girmeyecek olanlar da “hayır cephesi”ni oluşturur.
“Hayır cephesi” kendi içinde, oylamaya katılıp doğrudan “hayır” diyecekler yanında, boykotcular ve tak-takçılar gibi, dolaylı “hayırcılar” olarak sıralanmış durumda. Kendisine sosyalistim diyen solun bi bölümü de dahil, CHP, MHP, İP gibi ırkçı/ulusalcı cemaat hayır oyu kullanma çalışması yaparken, sosyalist solun öteki bölümü, her ikisinin de günahını boynuna almamak için, en radikal görünen ama en alışılmış yolu seçip, “boykot ve geçersiz oy” çağrısı yapıyor. Onlar ki “Nijeryalılar evet desin biz boykot ediyoruz”, ya da “Ezilenler boykot cephesinde birleşiyor” demekteler.
DTP’nin, PKK ile paralel olarak, “boykot” çağrısı yapması en anlaşılır olanı çünkü, ahlaki bir tercihten çok politik/pratik bir tercihle, boykot, kendi mücadelesindeki somut evreye denk düşüyor. Böylece bir taraftan Erdoğan’ın kendilerini Kürt milliyetçileri olarak Türk milliyetçileri ile birlikte işaret eden parmağının menzilinden çıkıyor, ama daha önemlisi, son geldiği aşamada PKK’nin çatışmayı tırmandırma politikasına destek için, boykot’un imkanlarından faydalanmak istiyor.
“Hayır” kampanyası açarsanız, insanları sandık başına çağırmak ve güvenli bir şekilde oy vermelerini sağlamak durumundasınız. “Hayır cephesi”nin ırkçı kanadına bakarak, “evet” deme eğiliminde olacağı bilinen Kürt seçmenini düşünürsek, gizli oylamanın sonucunu kontrol etmek o kadar kolay değil oralarda. Halbuki “boykot”, çatışma çıtasını yükseltmek ve sandık kontrolünü elde tutmak için seçim güvenliğini ortadan kaldırmaya uygun bir ortam sağlamakta, onlar için. Bunun aktif bir boykot uygulaması olacağı,“Bölge”de, sandıklar da dahil etrafında canlı dolanan hiçbir şeyin güvenliğinin olmayacağı açık iken, devletin de boş durmayıp insanları sandığa gitmeye zorlayacağı malum.
Beklentilerin tersine, boykot bölgede, “hayır” oylarını düşürerek AKP’ye yarayacak değil, tam tersine, “evet” oylarının düşmesine zemin hazırlayan bir şey. PKK açısından meselenin bir yanı, Kürt seçmenini kimin kontrol ettiğiyle ilgili, AKP ile arasına kendi lehine net bir sınır çizebilmek. Boykot yerine “hayır” kampanyasıyla sandık başına gidilmesi, çok fazla “evet” oyu çıkma ihtimalini düşünürsek, bunu tehlikeye atar.
Boykot çağrısının Kürtlerden gelmesi, ve evet/hayır cephesinin birini milliyetçilerin ötekini “gericiler”in kapması, bizim “Yolcular”ı, “tam olarak meselenin ortası neresi acaba“ gibi bir müşkülatla baş başa bıraktı elbette. Ama ortayı bulmak onların uzmanlık alanı ne de olsa. Hep iki uç noktayı işaretleyip, uçlardan ortaya doğru hareket eden düşünme yolculukları, bu oylamada “ 2 hayır birden” ile noktalanmış görünüyor. Çağrıyı, sandık başına gitmek ve çift mühür vurarak geçersiz oy kullanmak olarak anlarsak, bu onları, evetçi, hayırcı ve de boykotçulardan ayıran özgün duruş olacak, mış farzedelim.
Sağlı sollu Ergenekon hattı, askeriye cepheden düştükten sonra, Anayasa mahkemesi tarafından da sükutu hayale uğratıldı. Statükonun son kalesi, yargı bürokrasisini kaybetmemek için, işlerinin, o hiç güvenmedikleri, göbeğini kaşıyan halka kalmış olmasından muzdaripler.
Bu oylamanın “hayır” cephesi tarafından bir genel seçim havasında ‘AKP’nin oylanması’na dönüştürülmüş olması, “evet” çıkması durumunda AKP’nin zafer ilan etmesini kaçınılmaz kılıyor. Burada bir meydan okumadan söz edilecekse, yine her zaman olduğu gibi halk tarafından, bütün bir hayır cephesine karşı tek başına AKP’nin statükoya meydan okuması olarak algılanacak,. Bu konuda AKP’nin elindeki argümanlar daha güçlü ve giderek bu daha hissedilir hale gelecek. Çünkü AKP, bunu, kendisinin oylandığı bir referandum olmaktan çıkarmak için daha fazla, değişikliğin içeriğine girecek, diğer partilerin tabanlarına seslenecek. Ayrıntılarda bu içeriğe pek sözü olmayan muhalefet, karşılık olarak AKP’nin kötülüklerini saymaya devam edecek ama, bu soruların cevabı olmayan cevaplar, oylama zamanı yaklaştıkça, ‘hayır cephesi’nin lehine işlemeyecek bence.
O halde gelecek yazıda biz de bi girelim, görelim içerde ne var?





Jodie Marsh !
1 milyon kişi "aşk" için toplandı!
En ilginç kazalar
Japonlardan Seksi Show!

