Menü Türkiye'nin Son 48 Saati, Değişen Dünya'nın Dijital Habercisi, Tıklayın Haberiniz Olsun!  Son 48 Saat com
Tarih: 16.02.2026 13:09
COP31 öncesi fosil yakıt tartışması büyüyor

COP31 öncesi fosil yakıt tartışması büyüyor

Facebook Twitter Linked-in

 

Mustafa SARIİPEK
 

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 2026'da Antalya'da yapılacak COP31 öncesi İstanbul'daki başlangıç toplantısı, fosil yakıtlar konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi. COP31 Başkanı Murat Kurum, iklim krizinin yalnızca fosil yakıtlara indirgenemeyeceğini savunurken, sızdırılan eylem gündemi taslağında fosil yakıtlardan aşamalı çıkışın yer almaması dikkat çekti. Taslakta "sıfır atık", turizm ve yapay zekâ gibi başlıkların öne çıkması eleştirileri artırdı.

Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın açıklamaları, Türkiye'nin enerji politikalarını yeniden gündeme taşıdı. 

 

FOSİL YAKIT POLİTİKALARI SORGULANIYOR

Türkiye'nin Chevron, BP ve ExxonMobil ile petrol ve gaz arama anlaşmaları yapmaya devam etmesi, COP31 öncesi fosil yakıt politikalarının sorgulanmasına yol açtı. Uluslararası değerlendirmeler Türkiye'nin iklim performansını "kritik derecede yetersiz" olarak nitelendirildi.

Aynı süreçte nadir toprak elementleri ve temiz enerji yatırımları da gündemde. Global Energy Monitor verilerine göre rüzgâr ve güneş enerjisinde küresel kapasite hızla büyürken, yatırımların ağırlığı giderek gelişmekte olan ülkelere kayıyor. Buna göre Türkiye'nin enerji dönüşümünde çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan yeni bir stratejiye ihtiyaç duyduğu ortaya çıkarıldı.

 

İŞTE YAŞANANLAR
COP31 Başkanı Kurum İklim Krizi ile Mücadelede Fosil Yakıtlara Öncelik Verilmesini Reddetti. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) başlangıç toplantısı İstanbul' da yapıldı. İklim değişikliği ile mücadelede birçok başlık bulunduğunu söyleyen COP31 Başkanı Murat Kurum konunun sadece fosil yakıtlara indirgenemeyeceğini iddia etti. Bilim ise iklim değişikliğinin ana nedeni olarak fosil yakıtların kullanımını işaret ediyor. 

COP31'İN EYLEM GÜNDEMİ TASLAĞINDA FOSİL YAKITLARA DEĞİNİLMEDİ
İstanbul'daki toplantıda COP31'in "eylem gündemi" de ele alındı. Sızdırılan ilk taslakta COP30'da ayrıntılı olarak ele alınan fosil yakıtlardan aşamalı çıkışa yönelik bir maddenin yer almaması dikkat çekti. 14 eylem maddesi arasında önceliklerin çoğu genel kaygılardan ziyade Türkiye'nin tercihlerini yansıtıyor gibi görünüyor. Örneğin, listenin başında "sıfır atık" hedefi yer alıyor ve çöplük alanları gibi atıklardan kaynaklanan metan gazının hızla azaltılmasını öngörüyor. Ancak bu, çok daha fazla metanın petrol ve gaz çıkarımından ve hayvancılıktan kaynaklandığı gerçeğini göz ardı ediyor. Listenin ikinci maddesi ise "turizm ve kültürel miras". Bu da büyük bir turizm sektörüne sahip olan Türkiye için önemli bir konu.  Yapay zekânın yer aldığı listeye "iklim eylemi uygulaması" sekizinci sıradan girmiş görünüyor.

COP31'İN EV SAHİBİ TÜRKİYE FOSİL YAKIT DEVLERİYLE ANLAŞMA İMZALAMAYA DEVAM EDİYOR!
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bloomberg'e yaptığı açıklamada Türkiye'nin ABD'li Chevron'un ardından İngiliz BP ile de ortak petrol ve gaz arama, üretim anlaşması imzalayacağını söyledi. TPAO, geçtiğimiz hafta da ABD'li Chevron ile ortak arama ve üretimi kapsayan, benzer bir anlaşmaya imza atmıştı. Yaz aylarında ise ExxonMobil'in alt şirketi ESSO Exploration International Limited ile Karadeniz ve Akdeniz'de yeni arama alanlarını kararlaştırma ve diğer potansiyel uluslararası alanları kapsayan bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Uluslararası çalışmalar Türkiye'nin iklim değişikliği ile mücadelesini "kritik derecede yetersiz" olarak notlandırıyor. Türkiye'nin fosil yakıt devleriyle yeni anlaşmaları yeni tartışmaları da beraberinde getirecek.

TÜRKİYE'NİN NTE SINAVI: ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAĞI ŞART
Nadir toprak elementlerinin (NTE) gerçek ekonomik ve jeostratejik değeri, madencilikte değil, rafinasyon ve nihai ürün aşamalarında ortaya çıkıyor. Türkiye'nin bu değer zincirine girebilmesi ise yüksek maliyetli teknoloji transferi, büyük ölçekli finansman ve küresel pazarlara erişim gibi yapısal engelleri, uluslararası işbirliği ile aşmasına bağlı. Ancak NTE üretimi, muazzam miktarda toprağın kazılması, toksik atıklar ve radyoaktif kalıntılar nedeniyle ağır bir ekolojik bedel de yaratıyor. Bu nedenle Türkiye için asıl sınav, yüksek katma değerli üretimi, çevresel sürdürülebilirlik ile birlikte tasarlayan bir NTE stratejisi kurabilmek olacak.
 
YENİ RAPOR: TEMİZ ENERJİ YATIRIMLARINI ARTIK GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER YÖNLENDİRİYOR

Uluslararası araştırma kuruluşu Global Energy Monitor (GEM) tarafından yayımlanan yeni bir analize göre, dünyada 2024'te planlanan veya inşa halindeki rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin kapasitesi 4,4 teravat seviyesinde bulunuyordu. Bu kapasite 2025'te yıllık bazda yüzde 11 artarak 4,9 teravat seviyesine yükseldi. Planlanan veya inşa halindeki rüzgar enerjisi projelerinin kapasitesi bu toplamın 2,7 teravatını, güneş enerjisi ise 2,2 teravatını oluşturdu. Küresel çapta toplam kapasitenin 758 gigavatlık kısmı şu anda inşaat aşamasında. Rüzgar ve güneş enerjisinde büyüme ivmesi devam etmesine rağmen, dünyanın en zengin ekonomileri artık temiz enerji yatırımlarını yönlendirmiyor. Bu alandaki büyüme giderek gelişmekte olan ekonomilerde yoğunlaşıyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —