Mustafa SARIİPEK
Ege ile Akdeniz'in kesiştiği Datça, antik Knidos'tan Eski Datça sokaklarına uzanan tarihi, tertemiz havası ve sade yaşam felsefesiyle geçmişi ve bugünü aynı anda yaşatıyor. 235 kilometrelik sahil şeridi, taş mimarisi, gizli koyları ve "bal-badem-balık" üçlüsüyle akıllara kazınan ilçe ünlü şair Can Yücel'in dizeleri ve sakinliğiyle zamana meydan okuyor.
Muğla'nın Datça ilçesi, binlerce yıllık tarihi ve doğal zenginlikleriyle Ege'nin en özgün coğrafyalarından biri olmayı sürdürüyor. Akdeniz ve Ege Denizi'nin birleştiği noktada yer alan Datça Yarımadası, antik çağlardan bu yana stratejik ve kültürel bir merkez olmanın yanı sıra 235 kilometrelik sahil şeridi, taş mimarisi, gizli koyları ve "bal-badem-balık" üçlüsü, ünlü şair Can Yücel'in dizeleri ve sakinliğiyle zamana meydan okuyor.
Datça'nın tarih sahnesindeki en önemli mirası Knidos Antik Kenti. MÖ 4. yüzyılda ticari nedenlerle yarımadanın ucuna taşınan Knidos, iki limanlı yapısı, Afrodit Tapınağı ve bilim insanlarıyla antik dünyanın en parlak merkezlerinden biri oldu. Ünlü astronom Eudoxus'tan heykeltıraş Praxiteles'e kadar pek çok isim bu kentte iz bıraktı.

REŞADİYE YARIMADASI
Bizans döneminde önemini yitiren yarımada, Türk egemenliğiyle birlikte Datça adını aldı. Cumhuriyet döneminde ilçe statüsüne kavuşan Datça, zamanla sakinliği ve doğallığıyla öne çıktı. Bugün hâlâ bazı haritalarda "Reşadiye Yarımadası" olarak anılan bu coğrafya, geçmişin izlerini taşımaya devam ediyor.
Datça denildiğinde akla tarih ile birlikte sağlıklı yaşam da geliyor. Bölgeyle özdeşleşen bal, badem ve balık üçlüsü, Datça mutfağının temelini oluştururken, temiz hava ve düşük nem oranı ilçeyi uzun ömürle anılan yerlerden biri haline getiriyor.
DOĞA, TARİH VE HUZUR
Eski Datça ise ilçenin ruhunu en iyi yansıtan nokta. Taş evleri, dar sokakları ve dingin atmosferiyle ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkaran Eski Datça, aynı zamanda usta şair Can Yücel'in izlerini taşıyor. Yücel'in yaşadığı ev, bugün edebiyat tutkunları için simgesel bir durak olarak hafızalarda yer alıyor.
235 kilometreyi bulan sahil şeridi, Palamütbükü, Ovabükü ve Kızılbük gibi berrak koylarıyla Datça; doğa, tarih ve huzuru bir arada arayanlar için her mevsim cazibesini koruyor. Antik çağlardan bugüne ilgi gören Datça, kalabalıktan uzak bir yaşamın ve keşfin adresi olmaya devam ediyor.

ESKİ DATÇA AYRICALIĞI
Datça deyince ilk akla gelenler arasında ünlü merhum Can Yücel'i anmazsak yanlış olur. Hele de Yücel'in, "Benim kuzum Datça'ya gömün / Geçin Ankara'yı İstanbul'u! / Oralar ağzına kadar dolu / Alabildiğine de pahalı" şiirini hatırlamamak mümkün mü? Eski Datça'da yani taş yapıların olduğu antik kentte yaşamaya başladığında Can Yücel, ülke genelinden ziyaretçi akınına uğramıştı. Yücel, artık yok ama bölgeyi ziyarete gelenlerin, özellikle de ünlü şairin dizelerinin sonunda söylediği, "Dediğim gibi beni Datça'ya gömün / Şu deniz gören mezarlığın orda / Gömü sanıp deşerlerse katılamam ama" sözlerini gördükten sonra mezarını ziyaret etmeden kimse dönmüyor.

CAN YÜCEL EVİ
Can Yücel'in yaşamının son yıllarını geçirdiği ve eserlerini kaleme aldığı yer olarak sade yaşam tarzını ve doğa sevgisini yansıtıyor. Evin atmosferi, şairin eserlerinde sıkça vurguladığı yalınlık ve doğallıkta. Can Yücel'in ölümüyle müzeye dönüştürülen evde ziyaretçiler, sergilenen kişisel eşyalar, fotoğraflar ve kitaplar aracılığıyla şairin yaşamına dair izler bulabiliyor. Can Yücel Evi, edebiyat ve sanat tutkunları için vazgeçilmez bir durak olmakla birlikte Can Yücel'in eşi Şair Güler Yücel'in de ölümünün ardından evde kimse kalmadığı için burayı gezmek artık şansa kalmış durumda. Kızları Su Yücel'in Datça'ya geldiği günlerde gezme şansı yaratılabiliyor.

ANTİK ÇAĞLARDAN BERİ ÇOK İLGİ GÖRÜYOR
Antik çağlardan beri cazibe merkezi olmayı sürdüren Datça, 235 kilometrelik sahil şeridi, gizli koylar ve her bütçeye uygun konaklama seçenekleriyle beğenilen yerler arasında. Datça'nın tarihi dokusu, Eski Datça'nın otantik atmosferi ve taş mimarisiyle kendini gösteriyor. Bu sokaklarda dolaşırken, sahil boyunca sıralanan balık restoranlarında mevsimlik lezzetleri tadabilirsiniz. Palamütbükü, Kızılbük ve Ovabükü'nün kristal berraklığındaki sularında yüzmek, günlük tekne turlarıyla doğal limanlarda mola vererek dalış yapmak ise burada yapabileceğiniz diğer keyifli aktiviteler. Datça, doğa ile birlikte tarihin tadını çıkarmak isteyenler için mutlaka görülmesi gereken yerlerin ilk sıralarında.
DATÇA BADEMİ DÜNYACA ÜNLÜ
Dünya'nın en büyük badem yetiştirme alanına sahip olan Amerika'da 30 çeşit badem türü bulunurken Datça'da yetiştirilen 83 çeşidi var. Bunların içinde en iyisi cografi işaretli Nurlu Badem. Nurlu Badem, kahverengi renk ve tonlarında olup üç katmanlı olup dışı sert, pütürlü, delikli ve az da olsa kaygan türde. Orta kısmı süngerimsi görüntüde olup içinde kökten uca doğru uzanan kanallar bulunuyor.
Datça'da yerli halk tarafından keşfedilen, özelliklerine göre, yetiştiği bahçe, köy ya da tarla sahibinin isminin verildiği 83 tür badem 2012 yılında yapılan çalışmalar sonucu teker teker teyit edildi. Bunlardan Akbadem, Nurlu, Dedebağ, Kababağ ve Hacı Ali bademleri en kaliteli olanları. Bu çeşitliliğin en büyük avantajı ise yaşanabilecek olumsuz koşullardan dolayı tüm bademlerin aynı şekilde etkilenmiyor olması. Birbirinden farklı aylarda çiçek açan bu türlerden biri ya da birkaçı olumsuz hava koşullarından etkilense de diğerleri etkilenmiyor.

KNİDOS ANTİK KENTİ
Karia Yolu'nun önemli duraklarından biri. Datça'nın en uç noktasında yer alan tarihî ve doğal güzellikleriyle büyüleyen, Ege ve Akdeniz'in buluştuğu nokta. MÖ 4. yüzyılda Dorlar tarafından kurulan Knidos, Antik Dönem'deki bilim ve sanat merkezi kimliğiyle dikkat çekiyor. Antik tiyatro, Agora, Afrodit Tapınağı ve Apollon Tapınağı gibi önemli yapılar, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Ege ve Akdeniz'i aynı anda izleyebileceğiniz bir nokta.
KIZLAN KÖYÜ VE YELDEĞİRMENLERİ
Özellikle otantik yel değirmenleri, köyün simgesi haline gelmiş ve ziyaretçilerin ilgisini çekerken restore edilen bir tanesinde kahvaltı ve yemek çeşitlerini tadabilirsiniz. Geleneksel taş evleri ve dar sokaklarıyla geçmişe yolculuk yapma fırsatını yakalamak mümkün. Zeytinlikler ve badem ağaçlarının bol olduğu yerde halkın ürettiği zeytinyağı ve bademler, köyü ziyaret edenlerin mutlaka almak istediği ürünler arasında.
GEBEKUM TABİAT PARKI
Uzunluğu 7 kilometreyi bulan kumsalı olan 1,8 milyon yıllık fosil kumula sahip Gebekum'un her tabakası bir başka çağı anlatıyor. Her tabakası aslında Datça Yarımadası'nın tarihçesi.
Doğanın milyonlarca yılda oluşturduğu bu kumulda birçoğu endemik 100'den fazla bitki ve hayvan türü yaşıyor. Dünyada ender sayıda olan fosil kumu, zengin biyolojik çeşitliliği, endemik bitki ve kuş türü, tarihsel bitki kalıntıları ve benzersiz kumsallarıyla büyüleyen bir yer. Park, rüzgar ve deniz tarafından oluşturulan muhteşem Gebekum kumullarıyla adını almış. Mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında.

ILICA
Datça Limanının yanında sağlık turizmi açısından da dikkat çekiyor. Mineralli göl sularıyla cilt ve romatizmal rahatsızlıklara iyi gelmesi nedeniyle şifa arayan pek çok insanı kendine çekiyor. Doğal sıcak su kaynakları, özellikle soğuk aylarda ziyaretçilere şifalı sıcak sularda dinlenme imkanı sağlıyor. Gölün sıcak suyundan çıkıp denizde de yüzmek mümkün. Doğal kaynaklarla beslenen göl, yerel halk ve turistler için popüler.
PALAMUTBÜKÜ
Datça'ya gidenlerin mutlaka görmesi hatta bir iki gün kalması gereken bir yer. Knidos yolu üzerinde, Ege ile Akdeniz'in buluştuğu bu cennet köşesi. Can Yücel'in mezarı önüne yapılan yolda kullanılan iri ve yassı çakıl taşlarıyla bezeli sahili, masmavi denizi ve huzurlu atmosferiyle tatilcilerin vazgeçilmezi. Sahil boyunca birbirinden güzel balıkçı restoranları, apart ve sevimli mini otelleriyle çok güzel bir tatil cenneti. Yaz aylarında bölgede konaklamak isteyenlerin önceden yer ayırtmalarında yarar var.
DİĞER GEZİLMESİ GEREKEN YERLER
Mesudiye, Reşadiye Mahallesi, Sevgi Yolu, Aktur, Datça Limanı, Akvaryum koyu, Hayıt ve Ova bükleri, Balık Aşıran Koyu, Hurmalı Bük, Kovanlık Tabiat Parkı (Küçük Koy), Karaincir Plajı, Perili Köşk Plajı, Hastane Altı Plajı, Kumluk Plajı, Taşlık Plajı, Kargı Koyu, Domuzbükü (Domuz Çukuru), Kurubük, Yazıköy Plajı (Bağlarözü Plajı), Murdala Koyu.