Terörsüz Türkiye hedefiyle başlatıldığı iddia edilen sürecin, güvenlik kaygılarını gidermek yerine Türkiye Cumhuriyeti'nin kimliğine yönelik tehditleri artırdığı yönündeki eleştiriler yeniden gündeme taşındı. Açıklamada, sürecin başından bu yana yapılan uyarıların haklı çıktığı savunuldu.
Eleştirilerde, kamuoyunu sürece ikna etmeye çalışanların "hiçbir müzakere olmayacağı" yönündeki beyanlarına karşılık, perde arkasında Türkiye'nin geleceği üzerine pazarlıklar yapıldığının defalarca dile getirildiği hatırlatıldı. PKK'nın silah bırakmadığı, sadece zaman kazandığı ve örgütün tüm bileşenleriyle sürecin oyalamaya dönüştüğü iddia edildi.
Söz konusu açıklamada, bir yılı aşkın süredir Türkiye'nin gündemini meşgul eden sürecin "haklılık payını ortaya koyduğu" belirtilerek şu tespitlere yer verildi:
Teröristbaşı ve DEM aracılığıyla yürütüldüğü ileri sürülen sürecin Türkiye için ciddi riskler barındırdığı, PKK'nın silah bırakmadığının ortaya çıktığı ifade edildi. Terör örgütü yöneticilerinin açıklamalarına dikkat çekilerek, KCK'nın talep ve tehditlerinin Türkiye'nin toprak bütünlüğünü hedef aldığı vurgulandı.
Tartışmaların odağındaki İmralı görüşmesinin, "Korsan Komisyon" olarak nitelenen girişimin devamı niteliğinde olduğu savunuldu. AK Parti ve MHP'li isimlerin gizli şekilde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından kamuoyuna hiçbir bilgilendirme yapılmaması "şaibe" olarak değerlendirildi.
Açıklamada, "Eğer teröristbaşından beklenen sözler duyulsaydı, görüşme sonrası açıklamalar yapılır, fotoğraflar paylaşılırdı" denildi. Görüşmeye katılan isimlerin sessizliğinin, alınan yanıtların Türkiye açısından olumsuz olduğunu gösterdiği öne sürüldü.
Heyette yer alan isimlere şu sorular yöneltildi:
Silah bırakma çağrısının PYD/YPG dâhil tüm silahlı yapıları kapsayıp kapsamadığı soruldu mu?
KCK'nın bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne yönelik hedeflerinden vazgeçip geçmeyeceği gündeme getirildi mi?
PKK'nın 45 yıldır yol açtığı acılar ve can kayıpları için pişman olup olmadığı soruldu mu?
İşlenen insanlık suçları nedeniyle af dileyip dilemeyeceği öğrenilmeye çalışıldı mı?
Açıklamada, bu sorulara yanıt gelmediği ve gelmesinin de beklenmediği ifade edildi.
Terör örgütü yöneticilerinin bildiği bilgilerin halktan saklanmasının kabul edilemeyeceği belirtilerek, İmralı'da yapılan son görüşmeye ilişkin tutanakların derhal açıklanması talep edildi. Tutanakların gizlenmesinin, içerikte toplumun kaygılarını artıracak ifadeler bulunduğu izlenimini güçlendirdiği savunuldu.
Açıklama, "Egemen milletin fertleri olarak gerçekleri bilmek istiyoruz. Tutanaklar sansürsüz yayımlanmalı" ifadeleriyle sona erdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin, başta PKK olmak üzere tüm terör yapılarıyla mücadele edecek güç ve kararlılığa sahip olduğu vurgulandı.