Mustafa SARIİPEK
Trakya'da planlandığı öne sürülen nükleer santral projesi kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Türkiye İnsan Hakları Platformu öncülüğünde başlatılan "#NükleersizTrakya" kampanyası, özellikle Istranca Ormanları çevresinde yapılacağı belirtilen proje nedeniyle bölgenin ekolojik dengesi ve insan sağlığı açısından riskler barındırdığı gerekçesiyle geniş destek bulmaya başladı.
Kampanya çağrısında, Trakya'nın yaklaşık 12 milyonluk nüfusuyla Türkiye'nin en yoğun bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekilerek, olası bir nükleer kazanın etkilerinin çok geniş bir coğrafyayı etkileyebileceği vurgulandı. Bölgenin aynı zamanda aktif fay hatlarına yakınlığı da tartışmanın önemli başlıklarından.
GIDA GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE
Sivil toplum temsilcileri, Trakya'nın Türkiye'de pirinç ve ayçiçeği üretiminin büyük bölümünü karşılayan verimli tarım arazilerine sahip olduğunu hatırlatarak, olası bir nükleer riskin gıda güvenliği üzerinde kalıcı etkiler yaratabileceğini açıkladı. Endemik türler açısından zengin Istranca ekosisteminin de inşaat süreci ve olası atık yönetimi nedeniyle zarar görebileceği ifade edildi.
Kampanya metninde nükleer enerjinin düşük karbonlu bir seçenek olmasına rağmen "temiz enerji" olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunulurken, radyoaktif atıkların uzun vadeli bertarafı, güvenlik riskleri ve yüksek maliyetler gibi konuların da göz önünde bulundurulması çağrısı yapıldı.
GENİŞ KATILIM İSTENİYOR
İmza kampanyasıyla hedef, proje henüz plan aşamasındayken kamuoyu farkındalığı oluşturarak karar süreçlerine etki etmek. Çevre örgütleri ve platform üyeleri başlattıkları imza kampanyası ile Trakya'nın doğal varlıklarının korunması için daha geniş katılımlı bir tartışma yürütülmesini istedi.