Eskişehir Sağlık Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal'dan Günümüzün Özeti
Günümüzde bir simidin fiyatı 12 TL'ye ulaşmış durumda. Üstelik yanında aldığımız küçük üçgen peynir bile 12 TL'ye satılıyor. Evet, yanlış duymadınız! Sadece bir üçgen peynir tam 12 TL. Çayın fiyatı ise bulunduğunuz mekâna göre değişiklik gösteriyor; 10 TL'den 50 TL'ye kadar çıkabiliyor.
Bu durumun adı hayat pahalılığı mı, geçim sıkıntısı mı? Memurun, emeklinin, asgari ücretlinin son hali mi? Denetimsizlik mi, arsızlık mı? Yoksa sokakların vurdumduymaz tavrı mı? Bu soruların net bir cevabı yok.
Artık cebimizden çıkardığımız 20 TL ile simit ve peynir almak imkânsız hale geldi. Ülkenin geldiği bu durumu görmezden gelenler, memurun düştüğü geçim derdini de göz ardı ediyor. Geçim sıkıntısı yetmezmiş gibi, ahlaksız esnaf ufacık bir peynir parçasını 12 TL'ye satıyor. Gerçekten sözün bittiği yerdeyiz.
Köylüden alınan sütün litresi kaç para? Birileri yolunu bulacak diye "serbest piyasa" diyerek hak edilmeyen fiyata ürün mü satılır? Ekonomi kötü olabilir, ama haksız kazanç elde edenlere göz yumanlar için durum daha da vahim!
Simit, peynir ve çay; memurlarımızın geçinemediğinin en basit göstergesidir. Eskişehir'de kira fiyatları Emek Mahallesi'nde 20 bin TL, Çankaya, Ihlamurkent, Vadişehir ve Batıkent mahallelerinde 35 bin TL'ye kadar çıkmış durumda. Diğer lüks mahallelerin kira bedellerini söylemeye bile gerek yok.
Memura ödenen ücretler artık dayanılmaz hale geldi. Memurun sırtından ekonomi düzelmez; acil olarak memura destek paketi açıklanmalı. Tüm bu zorluklara rağmen, vatanı için özveriyle çalışan memurlarımızın maaşları en az iki kat artırılmalı ve piyasa bozguncularına en kısa sürede önlem alınmalıdır.