Mustafa SARIİPEK
Türkiye'nin Biyoçeşitlilik Anlaşması'nı onaylamasıyla çevre politikalarında önemli bir eşik aşılırken, madencilikten fosil yakıtlara, su krizinden küresel iklim siyasetine kadar birçok başlık çevre mücadelesinin ne kadar kritik bir döneme girdiğini gösteriyor.
Birleşmiş Milletler tarafından açık denizlerde biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla hazırlanan ve küresel ölçekte bağlayıcılığı bulunan Biyoçeşitlilik Anlaşması yürürlüğe girdi. Türkiye'nin de onayladığı anlaşma, 2030 yılına kadar okyanusların yüzde 30'unun koruma altına alınması amacını taşıyor.
Çevre alanında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Kazdağları'nda yaşandı. Cengiz Holding'e ait Halilağa Bakır Madeni'nin işletme izni mahkeme kararıyla iptal edilirken, karar emsal niteliği taşıyarak usulsüz maden izinlerine karşı önemli bir hukuki sınır çizdi.
KÜRESEL SU İFLASI ÇAĞI
Öte yandan Birleşmiş Milletler'in yayımladığı son rapor, dünyayı "küresel su iflası çağı'na girildiği konusunda uyardı. Raporda, aşırı su kullanımı ve kirliliğin gezegensel ölçekte ciddi bir çöküş riski yarattığı vurgulandı.
İklim krizinin başlıca sorumlularına dair yayımlanan Carbon Majors raporu ise 2024 yılında küresel emisyonların yarısından yalnızca 32 fosil yakıt şirketinin sorumlu olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bu şirketlerin iklim eylemini bilinçli biçimde yavaşlattığı görüşünde.
ABD'de Donald Trump'ın enerji ve dış politika hamleleri de iklim mücadelesini zora sokan gelişmeler arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre kısa vadeli güç politikaları, temiz enerjiye geçiş sürecini tehlikeli biçimde yavaşlatıyor.
YEŞİL MUTABAKAT
İklim Haber, her hafta Yeşil Mutabakat, fosil yakıt ve yenilenebilir enerji sektörleri ve yeşil iyileşme çerçevesinde yaşanan gelişmeleri bir araya getirerek açıklama yapıyor. Son açıklamada şunlar dile getirildi:
"İşte yaşananlar:
BM Biyoçeşitlilik Anlaşması Yürürlüğe Girdi: Türkiye de Anlaşmayı Onayladı
Açık denizlerde biyolojik çeşitliliği korumaya yönelik dönüm noktası niteliğindeki küresel anlaşma, 17 Ocak Cumartesi günü yürürlüğe girdi ve ülkelere aşırı avlanma gibi tehditlerle mücadele etmek ve 2030 yılına kadar okyanusların yüzde 30'unu koruma hedefine ulaşmak için yasal olarak bağlayıcı bir çerçeve sundu. Ulusal Yetki Alanlarının Ötesindeki Biyoçeşitlilik (Biodiversity Beyond National Jurisdiction-BBNJ) olarak isimlendirilen anlaşma, 15 yıllık müzakerelerin ardından Mart 2023'te sonuçlandırıldı ve uluslararası sulardaki geniş okyanus ekosistemlerinde küresel "deniz koruma alanları" ağının oluşturulmasına olanak sağlayacak. Türkiye, okyanusların korunmasına yönelik Küresel Okyanus Antlaşması'nı onayladı.
Cengiz Holding'in Halilağa Bakır Madeni'nin İşletme İzni İptal!
Cengiz Holding'e ait Halilağa Bakır Madeni'ne verilen işletme izni yargıdan döndü. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Dernek Başkanı Süheyla Doğan tarafından açılan dava kapsamında Çanakkale 2. İdare Mahkemesi, işletme izninin hukuka aykırı olduğuna hükmederek iptaline karar verdi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği açıklamasında, bu kararın yalnızca Halilağa Bakır Madeni ile sınırlı olmadığı vurgulandı. Kararla birlikte; ÇED izni olmayan alanlara işletme izni verilemeyeceği, işletme izninin ÇED sahası dışına taşamayacağı, usulsüz verilen maden izinlerinin iptal edilebileceği açıkça ortaya konuldu.
"Küresel Su İflası Çağı"na Girdik!
Birleşmiş Milletler'in su üzerine hazırladığı kapsamlı bir rapor, denizlere ulaşamayan nehirlerden yok olan göllere, yeraltı suyunun aşırı kullanımı nedeniyle çökmeye başlayan şehirlerden su kıtlığı nedeniyle çatışmaların artışına kadar birçok soruna dikkat çekerek, gezegenin bir tür küresel su iflası çağına girdiği uyarısında bulunuyor. Rapor suyun aşırı kullanımı ve kirletilmesinin acilen sona erdirilmesi gerektiğini çünkü tüm sistemin ne zaman çökeceğini kimsenin bilmediğini belirtiyor.
Yeni Rapor: 32 Fosil Yakıt Şirketi 2024'teki Emisyonların Yarısından Sorumlu!
2024 yılında iklim krizini tetikleyen küresel karbondioksit emisyonlarının yarısından sadece 32 fosil yakıt şirketi sorumlu oldu. Bu sayı bir yıl önce 36'ydı. Küresel ölçekte faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen bir düşünce kuruluşu olan Influence Map'in hazırladığı, en fazla emisyon üreten şirketleri kapsayan Carbon Majors raporuna göre, Suudi Aramco devlet kontrolündeki en büyük kirletici olurken, ExxonMobil yatırımcıya ait şirketler arasında en büyük kirletici konumunda yer aldı. Uzmanlar ise, önde gelen fosil yakıt şirketlerini "iklim eylemini sabote etmekle" ve "tarihin yanlış tarafında durmakla" suçladı.
Trump'ın "Güç ve Gösteri" Hamleleri İklim Mücadelesini Baltalıyor
Donald Trump'ın dış politika ve enerji alanındaki hamleleri, iklim krizine karşı küresel çabaların hızını kesen bir siyasi iklim yaratıyor. Petrol gerekçesiyle yapılan askeri operasyonlar, iklim değişikliğini reddeden söylemlerle birleşirken, yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik engellemeler dikkat çekiyor. Connecticut Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Okşan Bayülgen, bu yaklaşımın uzun vadeli planlardan ziyade güç ve gösteri odaklı bir anlayışı yansıttığını belirtiyor. Bayülgen'e göre temiz enerjiye geçiş ekonomik olarak geri döndürülemez olsa da, Trump'ın politikaları bu süreci tehlikeli biçimde yavaşlatıyor. Zamanın giderek daraldığı iklim mücadelesinde yaşanan bu yavaşlama, ağır sonuçlar doğurma riski taşıyor."