Türkiye’nin bal, polen, arı sütü ve propolisten sonra arı zehri yarışı
17.05.2021 17:32:50
 width=
Paylaş
Türkiye’nin bal, polen, arı sütü ve propolisten sonra arı zehri yarışı

Corona virüsü salgını sonrasında Çin’in bal üretimindeki egemenliğini elinden alan ülkemizde üretilen kaliteli bal çeşitleri ile polen, propolis ve arı sütünden sonra şimdi de tıp dünyasında panzehir olarak önemli yere sahip olması beklenen arı zehrinde de liderlik yarışı başladı.

Corona virüsü salgını sonrasında dünyada en fazla arıya sahip Çin’in bal üretimindeki egemenliğini elinden alan ülkemizde yeni bir alanda yarış başladı. Ülkemizde üretilen 30 civarındaki kaliteli bal çeşitleri ile yine kalitesi tartışılamayan polen, propolis ve arı sütünden sonra şimdi de tıp dünyasında panzehir olarak önemli yere sahip olması beklenen arı zehrinde de liderlik yarışı başladı.  

Muğla Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Marmaris Arıcılar Birliği Başkanı, 41 yıllık bal üreticisi Hasan Hüseyin Aydın, bu haftanın Sözcü HaftaSonu Gazetesi konuğu oldu. Balın günümüzdeki hikayesini anlatan Hasan Hüseyin Aydın, geçen sene yaşanan iklim değişikliğindeki yüzde 80’lik kaybın bu sene çıkarılabileceğini ve dünyadaki bal ve bal ürünü savaşlarını açıkladı. 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ REKOLTEYİ AZALTTI

Corona virüsü salgını döneminde Çin’de sokağa çıkma yasağının Türkiye’de uygulanmamasıyla bal üretiminde Çin’in tahtının ele geçirildiğini belirten Aydın, “Her şey çok güzel giderken, iklim değişikliğinden dolayı, geçen yıl da Mayıs ayında hava sıcaklığının 45-50 derecelere çıkıp peşinden aniden düşmesi çamın özsuyunu emerek beslenen ve artan özsuyunu da tatlı bir madde halinde dışkılayan Basra Böceğini öldürdü. Marmaris ve civarında bal üretimi yüzde 80 düşmüştü. Bu sene Basra Böcekleri yeni yeni çoğalıyor. İklimsel koşullar nedeniyle de Basra Böceği daha fazla kuzeye Balıkesir ve Çanakkale’ye doğru ve daha yüksek rakımlara çıkmaya başladı. İklimi değiştirmek ya da durdurmak bizim elimizde değil ama Basra Böceğinin gidişini geciktirmek adına yapılabilecek şeyler var. Bunu da üniversitelerimizdeki bilim adamları yapabilir. Aşılama çalışmaları yapılarak gidiş yavaşlatılabilir” dedi.

ZİRAİ İLAÇ ARI ÖLÜKMLERİNİN EN ÖNEMLİ ETKENİArı ölümlerinde en önemli faktörlerinden birisinin de zirai ilaçlama olduğunu söyleyen Aydın, “Marmaris turizmle iç içe yaşadığından sivrisinek ilaçlaması çok yapıldığı için sıkıntı yaratıyor. Marmaris’te fazla tarım arazisi olmadığı için fazla zirai ilaç kullanılmaması sevindirici. Türkiye genelinde özellikle Çukurova ve Trakya Bölgesi ile Konya’nın Kanola üretimi yapılan yerlerinde Kanola için kullanılan ilaçlar müthiş derecede arı ölümlerine neden oluyor. Bu nedenle de bu kadar verimli alanlara gidemiyoruz zirai ilaç kullanılmasın demiyoruz. İlaçlama arıların uçmayı bırakıp yuvalarına çekildikleri geceleri yapılmalı. Böyle olursa arıcılar da mağdur olmaz” diye konuştu.

30 AVRUPA ULKESI KADAR BAL ÇEŞİDİMİZ VARÜlkemizin bal ve ürünleri üretiminde konum olarak çök değerli bölgede olduğuna da dikkat çeken Hasan Hüseyin Aydın şöyle konuştu:“Ülkemiz 30 Avrupa ülkesini bir araya getirsen bizdeki bitki çeşitliliği daha fazladır. Bunun kıymetini bilerek bunu korumamız şart. Koruma korusunda da büyük sıkıntılarımız var. Marmaris dediğimizde ilk akla gelen çam balı birinci sırada. Keçiboynuzu balı çok önemli. Funda (Püren) balı çok yüksek değere sahip. Sonra kestane balı var ki bu da önemli. Geven balı yine ülkemizin önemli ballarından birisi. Besin değeri fazla olmasa da Trakya’nın ayçiçeği balı var. Marmaris’e has Bozburun ve Datça Yarımadalarında oluşan kekik balımız var. Köyceğiz ve Fethiye’ye kadar olan alanda mandalina ve portakal balımız var. Yine pamuk balımız var. Ihlamur, lavanta, meşe, akasya, Anzer, karakovan, deli bal (Ormangülü), hayıt balı (Beşparmak), karabaş otu balı, sedir, karabuğday balı, narenciye (Anavarza) aklıma gelenler. Bu arada araştırmalara göre meşe balındaki enzim değeri kestane balından çok daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Uşak, Konya ve Isparta’nın bazı bölgelerinde meşe balı çok güzel. Gözlemlerimize göre önümüzdeki yıllarda meşe balı kestane balının tahtını sallayacaktır.”

BAL ORMANLARI ARICILARA DANIŞARAK KURULMALISon dönemlerde “Ballı bölgeler ve bal ormanları” kurulduğunu fakat bunun şovdan ileri gitmediğini de söyleyen Aydın, “Bal ormanının kurulacağı yerlerde önce bölgenin iklim koşulları araştırılmalı. Her bitki bal verecek anlamına gelmiyor. Sedir balı diye salgı balı var. Mükemmel bir bal ve ülkemizde olduğu gibi yurt dışında da tutulmaya başladı. Isparta, Akşehir, Denizli ve Burdur’un bazı bölgelerinde bu bal üretiliyor. Lavanta balında da şu sıkıntıyı yaşamaya başladık. Lavanta görsel güzelliği olduğu için turizm amaçlı olarak da dikiliyor. Lavantalı bölgelere turist getiriyoruz diyerek arıcı getirilmiyor. Tabii ki can güvenliği de önemli ama araya bir mesafe koyarak hem turist gezebilir, hem de bal üretimi olabilir. Bütün bunlar araştırılarak bal ormanlarının oluşturulması gerekiyor. Tarım Bakanlığı bu konuları düşünerek bölgelere has üretimleri desteklemeli” dedi.

HANGİ AYDA HANGİ BALI ÜRETİLİYOR, FAYDALARI NEDİR

36 gün yaşayabilen arıların birbiri ardına çeşit çeşit bal üretmeye ömürlerinin yetmediğini de hatırlatan H. Hüseyin Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü:“Her balın üretim zamanı var. Örneğin çam balı bittikten sonra keçiboynuzu, bundan sonra da Püren balı olur. Bir arının en fazla bu üç balı üretmeye ömrü yeter. Ocak, Şubat ve Mart’ta bal üretimi olmaz. Badem Şubat’ta çiçek açar ama Nisan ayından önce bal olmaz. Nisan’da narenciye balı başlar. Mayıs’tan sonra Kanola ile sonraki aylarda diğer balları almak mümkündür. Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos çiçek balları, Ağustos sonu çam balı, Ekim’de keçiboynuzu, çok az bulunan ve iklim koşulları müsaade ettiyse Kasım’da Funda (Püren) balı üretilir. Üretimde rakımın da önemi büyüktür.Balın faydaları bilim adamlarının açıklamalarına göre Funda (Püren) balı akciğer temizleyici olduğu için özellikle sigara içenlere tavsiye ediliyor. Kestane ve Meşe ballarının enzim(Besin) değeri çok yüksek olması nedeniyle 3 yaşından küçük çocuklara verilmez. Çam balı mide ülseri tedavisinde kullanılır. Kanın hızlı dolaşımını sağlar. Şeker hastalarının belli miktarlarda yiyebileceği bir bal türüdür. Nefes açıcı olma özelliğinden sporculara tavsiye ediliyor. Narenciye balını sıcak ve çok tüketirseniz ishal yapar.”

POLEN VE ARI SÜTÜ ÜRETİMİMİZ ÇOK KALİTELİ

3-5 yıl öncesine kadar ülkemizin polen ihtiyacının Çin’den karşılandığını da söyleyen Aydın, “Şimdi ülkemizde polen üretimi çok yaygın ve çok yol kat ettik. Arı poleni çiçeklerden ayaklarındaki sepetçiklere toplayarak kovana getirir. Biz bir nevi kovanın içine tuzak kurup arıdan poleni çalarız. Arılar poleni yavrularını beslemek için getirir. Polenimiz Avrupa’da çok tutuluyor.Arı sütü insanlara doğru anlatılmadı. Arı sütü üretmek çok hassastır ve bir günle 7 günlük arılar, kraliçe arının oluşması için yumurtayı bıraktığı yere süt de bırakır. Buradaki sütü 72 saat içinde toplarız. Sütün kesinlikle güneş görmemesi gerekiyor bu nedenle de gün doğmadan kovan içine girip çıkmak gerekiyor. Kovandan çıkan süt yarım saat içinde buzdolabına girmesi gerekir. Biz süt üretirken sütü muhafaza edebilmek için dağın başında panel çalıştırıyoruz. Ne yazık ki Çin’den gelen arı sütleri pazarda güneş kavurucu sıcaklığı altında satılıyor. Piyasadaki arı sütlerinin irdelenmesi gerekir, sağlığa zararlı” diye konuştu.

PROPOLİS BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYORPropolis’in bitkiler tarafından üretilen, onları hem soğuktan hem de mikroorganizma saldırısından koruyan reçineli bileşiğin, bal arıları tarafından toplandıktan sonra transforme edilmesinden dolayı güçlü ve yapışkan bir özellik kazanmış, ısı yalıtan özellikteki özü olduğunu da sözlerine ekleyen Aydın, “Bağışıklık sistemini güçlendiren propolis üretimimiz de dünya çapında ve çok önemli. Anadolu propolisi çok kaliteli ve büyük önem kazandı. Kayseri Erciyes Üniversitesi büyük bir çalışma yapıyor. Türkiye’nin her yerinden aldığı propolisleri inceliyor. Dünya standartlarının da üzerinde ve rağbet arttı” dedi.

ARI ZEHİRİ ÜRETİMİNDE DE LİDER OLABİLİRİZArı zehri isminin çok yaygınlaştığını ama henüz üretimine her yerde başlanılmadığını da ifade eden Hasan Hüseyin Aydın şu ifadeleri kullandı:“Tıpta panzehir olarak kullanılacak arı zehri her ülkede üretilmeye başladıktan sonra gelecek zamanda büyük pazarı olacak. Bu zehir arının insanı soktuğu anda bıraktığı zehir. Üretim teknikleri ve üretim şekillerinin belirlenmesi gerekiyor. Kulaktan dolma haberlerle bazı arıcılarımız bunu üretmeye başladı. Ülkemizde bu zehri üretmenin potansiyeli çok yüksek. Eğitimi olursa biz bunda da dünya lideri oluruz. İklim koşullarımız iyi ve yazımız uzun olduğu için üretim fazla olur. Zehrin nasıl alınacağıyla ilgili oğlum yurt dışına gidip araştırmalar yaptı. Bugün 300 arısı olan kişinin yıllık bal beklentisi 200 teneke ise bunu 150’ye düşürecek. Kayıp olarak gözüken 50 tekene bal yerine üretilecek zehir çok daha fazla para kazandıracak. Eğitimde geç bile kaldık. Eğitim ve bilgi eksikliği giderilmeli.”

Haber Mustafa Sarıipek

Popüler Haberler
Tüm hakları saklıdır. © 2020