• BIST 100

    15763,79%0,57
  • DOLAR

    43,36% 0,25
  • EURO

    50,93% 0,03
  • GRAM ALTIN

    6848,19% 0,16
  • Ç. ALTIN

    11105,69% 1,48

Dervişoğlu:"Bu Kayyım Düzenini Başınıza Yıkacağız"

Dervişoğlu; “İhaleye çıkmak için sorumluluk yarışına giren, oturdukları koltuğu Erdoğan’ın verdiği “Tımar” zanneden, sıra görev sorumluluğuna geldiği zaman sırra kadem basanların düzeninde yaşıyoruz.

POLİTİKA 29.01.2025 11:20:00 0
Dervişoğlu:

 

DERVİŞOĞLU’NDAN BAKAN ERSOY’A: “O DA TURİZMİN BAŞINDAKİ KAYYIMDIR”

Bolu, Kartalkaya’daki otel yangınına değinerek konuşmasına başlayan Dervişoğlu; “İhaleye çıkmak için sorumluluk yarışına giren, oturdukları koltuğu Erdoğan’ın verdiği “Tımar” zanneden, sıra görev sorumluluğuna geldiği zaman sırra kadem basanların düzeninde yaşıyoruz. Bu isimlerin en bilineni, Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy! Kendi atadığı bürokratlara, kendi işletmelerini denetleten, kendi otellerine, istediği kıyı şeridinden arsa tahsis ettiren, Türkiye’yi ucuz turizm cenneti haline getirerek, Türkiye’nin kültür ve turizm potansiyelini yok eden zattır kendileri. Adeta Erdoğan’ın kayyım rejiminin bir özetidir. O da Turizmin başındaki kayyımdır.  Bu kimseler, tıpkı genel başkanları gibi aldıkları ya da almadıkları kararlarla, hayatlarımız üzerinde sonsuz yetki sahibi, dertlerimize karşı ise mutlak sorumsuzdurlar.  Her biri, iç işlerinde serbest, dış işlerinde Saray kayyımına bağlı şirket patronlarıdır. Ama burada bir püf noktası vardır: Bakanlıkları ve bakanlıklarının görev alanındaki kamu hizmetini, basiretli bir tacir gibi, bir şirket gibi bile yönetmezler. Yetkilerini ve görev sahalarını, kendileri için ikballeri için ve Saray Kayyımının nam ve şahsı için bir şirket sermayesi olarak kullanırlar. O yüzden, Türkiye’de devlet idaresi, kar peşinde koşan bir şirket bile değildir. Mesele bütün Türkiye’nin kaynaklarıyla, insanlarıyla bu harami düzeninin devamı için bir şirket sermayesi gibi kullanılmasıdır. Kiralanması, rehin edilmesi, ipoteğe konulması, satılması, üzerinde inşaat yapılması, değiş tokuş edilebilmesi bundandır” dedi.

 

İKTİDARIN 9 MADDELİK KAÇIŞ PLANI

Pamukova ve Kütahya tren kazasına, Ermenek, Siirt, Amasra, Kastamonu, İliç ve Soma’daki maden facialarına, Karadeniz’deki Sel felaketlerine, Davutpaşa’dan Ostim’e her gün yaşanan iş cinayetlerine, Muğla, Antalya, Hatay ve İzmir’deki yangınlarına, doğrudan 11 ili dolaylı olarak 70 ili sarsan depremlere ve Balıkesir’deki patlamaya değinerek konuşmasına devam eden Dervişoğlu, iktidarın 9 maddelik bir kaçış planı olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“1-Canlarımız, insanlarımız ihmal, denetimsizlik, kuralsızlık ve umursamazlık sebebiyle hayatlarını kaybederler.
2- Hızlıca “yayın yasağı” getirilir. 
Eş zamanlı olarak propaganda başkanlığının emriyle trol orduları “milletin adamı” mesajları atarlar. 
3- Bakanlık yaptığı hizmet alanına tefeci gözlüğüyle bakanların gözü pek sözcüsü 
Vakur bir duruşla şu açıklamayı yapar: 
“Acılar üzerinden siyaset olmaz. Bu olaylar siyasete malzeme yapılmamalıdır.”.
Çünkü siyaset, onlara göre hizmet et-hesap ver değil; 
Üzümünü ye, bağcıyı da bir güzel döv işidir.
4- Devamında, muhalefet ve basın mensupları şeytanlaştırılırlar.
Yayın yasağına uymayanlara, kısa yoldan yurtdışı yasağı konur.
5- Ayar verilen muhalefetten ve basından sonra kendilerinin ne kadar halk adamı olduklarını hatırlatmak lazım gelir.  Devleti yönetenler büyük samimiyetle baş sağlığı mesajları yayınlarlar:
Başsağlığı dileğini ise şu sihirli sözcükler takip eder: “Kimsenin şüphesi olmasın, Sorumlular bulunacak ve mutlaka hesap sorulacaktır” Cenazelere cenaze yakınlarından daha kalabalık katılırlar, ilk safı kimseye bırakmazlar. Dertleri mevzuatta yapmaları gereken ilk görev değil,
Fotoğraf çektirmek için kameralar önündeki son görevdir.  Uygun olması halinde birkaç damla gözyaşı da akıtılır.  Hatta ihtiyaç hissedilirse Fatiha’yı da kameralara bakmadan tecvidli ve yanık bir nidayla da okurlar.
6- Elbette sorumlular ya doğrudan kendileridir.  Ya da bir takım ayak işlerini görmek için imzalarını kiraya veren alt kademe yöneticilerdir.  O yüzden bu yüksek yönetim kademelerinde, 
Hiç kimse hiç kimseden hesap soramaz.  Kimse de gurur, ahlak ya da vicdan meselesi yapıp istifa etmez, Bakanlar zaten istifayı akıllarından dahi geçiremezler.
7- O sırada, bu şirket rejimin baş sözcüsü ve büyük üstadı zat çıkar ve der ki: “Kader bunlar, alın yazısı, takdir-i ilahi. Allah rahmet eylesin.”
8- Bu sırada, malum kanallarda, her gece her konuda ellerinde hep aynı çubuklarla konuşanlar
Gerçek sorumluları aklamak için bin takla attıkları programlar yaparlar. Çünkü herkes ekmeğinin peşindedir. Ve o çubuklu arkadaşlardan öğreniriz ki, “Olayda sorumluluğu bulunan 3 çaycı, 2 arşiv memuru ve 4 temizlik personeli tutuklanmış” Tutuklananların da muhakkak bir organizasyonla bir örgütle hemen bağlantısı kurulur. 
9- Kısa süre sonra başka bir skandal patlar ve ölenler öldükleriyle kalırlar”

“BU KAYYIM DÜZENİNİZİ BAŞINIZA YIKACAĞIZ”

Dervişoğlu şöyle devam etti:

“Bunlar, bir avuç oligark, başlarındaki kayyım, devleti şirket, memleketi de şirketlerine sermaye yapmışlar. Bizim de bunun adına devlet dememizi bekliyorlar! Bizim buna dediğimiz ve diyeceğimiz bellidir: 22 senedir, günahına girdiğiniz yüzbinlerce vatandaşın hesabını mahşere bırakmayacağız! Bu kayyım düzeninizi başınıza yıkacağız. Bu ülkenin tüm çocuklarından çaldığınız sevinçlerin torunlarına mahcup ettiğiniz dedelerin, evlatlarını mezara koymak zorunda kalan anaların, babaların yerde bıraktığınız vebal yükünü de hep birlikte biz omuzlayacağız.”

DERVİŞOĞLU’NDAN JÜRİSTOKRASİ BENZETMESİ

Son günlerde yaşanan soruşturmalara ve tutuklanmalara ilişkin Dervişoğlu; “Sanat yaptığı için sanatçıya, haber yaptığı için gazeteciye, siyaset yaptığı için siyasetçiye reva gördükleri zulmün tek bir izahı var: Gidiyorlar ve bu gerçeği gördüler” diyerek şu şekilde konuştu:

“Kritarşi diye yönetim biçimi vardır. Yunanca "krito” yani hakim ve "arkhe" yani hükümet kelimelerinden türetilmiş bir yönetim biçimi… Jüristokrasi yani “hakimler” yönetimi olarak da tanımlanır.  Kritarkların yönetiminde, devlet ve yargının ayrı olduğu, yargı kurumlarının yasaların yürütülmesi ve uyuşmazlıkların çözümü yanında, yasama yetkisine sahip oldukları da düşünülür.  Demokrasi dışıdır ve oligarşiktir. Yetki gaspı yaptığı kabul edilir.  Adı tarihte kalmıştır ama gelişmemiş demokrasilerde sıklıkla görülür. Kritarşide ülke hakimlerin yorumlarıyla şekillenen kanunlarla yönetilir. Son dönemlerdeki yargılamaları ve tutuklamaları,
Bu egemenlik zemininde yapanlar, Türkiye’nin cumhuriyet ile yönetildiğini ve herkesin kanun önünde eşit olduğunu akıldan uzak tutmasınlar. Türkiye’de siyasi köle yoktur. Demokratik hak ve hürriyetlere sahip, onurlu insanlar vardır”

“MESLEĞİNİZİN NAMUSUNA SAHİP ÇIKIP, SİZİ YETİŞTİREN BU BÜYÜK MİLLETE VE CUMHURİYETE OLAN BORCUNUZU ÖDEYİN!”

Dervişoğlu, yürütmenin ve yargının harabeye dönmüş yapısının içerisinde, hala nefes alan, kıyıda köşede de olsa görevlerine devam eden, ehli namus ve vatan evlatlarını da olduğunu belirterek şöyle seslendi: “Her neredeyseniz, yerinizden çıkınız. Kafalarınızı artık kaldırınız! Bugün vicdanınızın almadığı bu vicdansızlık düzenine, bugün namusunuzun müsaade etmediği bu namussuzluk düzenine, bugün aklınızın kabul etmediği bu akıl dışı yağma düzenine, susarak veya saklanarak daha fazla direnemezsiniz! Kanunsuz emirleri reddedin! Hukuksuz kararları vermeyin! Kendi kardeşinizin kanına girmeyin! Kul hakkı yiyenlerin hanı yağma sofrasındaki kırıntılara tamah etmeyin! Şeref ve namusunuzu kirletmeyin! Hukukla, adaletle bağdaşmayan bu düzenin sopası olmayı, aracısı olmayı, eli olmayı, hınk deyicisi olmayı reddedin! Kısaca mesleğinizin namusuna sahip çıkıp, sizi yetiştiren bu büyük millete ve cumhuriyete olan borcunuzu ödeyin! Herkese buradan sesleniyorum. Kanunsuz emirleri uygulayanlar bilsinler ki bir gün bunun hesabını bu büyük millete vereceklerdir. Kanunsuz emirlere uymayan, hukuku çiğnemeyin, vatandaşın adalet duygusunu yaralamayın!”

DERVİŞOĞLU’NDAN GEZİ HATIRLATMASI: “HERKES CUMHURİYET İÇİN ORADAYDI.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gezi hatırlatması yaparak konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Bundan 12 sene önce o parka göz diktikleri zaman karşılarında milyonlar dikildi. Halen karınlarına giren ağrının sebebi orada hep Milletin bir arada olmasıydı, konuşabilmesiydi, haykırabilmesiydi. Dindarı, seküleri, sağcısı, solcusu, işçisi, genci, yaşlısı herkes Cumhuriyet için oradaydı. Bunların talanlarına, yalanlarına, utanmazlıklarına hep birlikte hayır demek için oradaydı! Bu yüzden onu hiç unutmadılar! Ne zaman yeni bir telaş içerisine girseler, ne zaman çaldıkları minare, kılıfa sığmasa, ne zaman şapkalarından çıkartacakları barış güvercini teröristbaşı olsa, akıllarına müflis tüccarın ilk yapacağı şey geliyor ve eski defterleri açıyorlar. En büyük korkuları konuşan ve tepki veren millet olduğu için bunun bir tezahürü olan Gezi’yi hiç unutmayanlar, peşini bırakmayanlar Sinan Ateş’in kanının yerde bıraktılar. Azmettiricilerini takipsizlikle ödüllendirdiler. Sıla bebeğimizi, Narin kızımızı mezara koydular. Katledilen yüzlerce kadının katillerini sokaklara bıraktılar.”

“İYİ PARTİ, MİLLETİN AVAZI BİR YER BULSUN DİYE KENDİSİNİ FEDA EDENLERİN PARTİSİDİR.”

Sağcı öldü, solcu öldü sustuk. Zengin öldü, fakir öldü, sustuk. Alevi öldü, sünni öldü, sustuk.
Kürt öldü, Türkmen öldü, sustuk. Seküleri öldü, Dindarı öldü, sustuk. İşte tam da bu suskunluktan güç aldılar. Ev aldın çöktüler. İş kurdun, batırdılar. Çocuk okuttun mülakatta elediler. Her umudu karartırlar. Her sevinci soldurdular. Her sesi susturdular. Ama susturamadıkları ve susmayacak ses buradadır. İstibdadın zinciri kırılıp hürriyet bu vatana hakim oluncaya kadar bu kürsüdedir. İYİ Parti, milletin avazı bir yer bulsun diye kendisini feda edenlerin partisidir. Son ocağın sönmeyen ateşi aziz vatanın son kalesidir”

“BU REJİMİN MEŞRUİYETİ TARTIŞMALIDIR.”

“Mesele şahıslar meselesi değil, Türk Milletinin şahsiyeti meselesidir.” diyerek sözlerine devam eden Dervişoğlu şunları ekledi:

Darbe dönemlerine rahmet okutacak, sıkıyönetim uygulamalarını aratacak örtülü bir istibdat yönetimiyle karşı karşıyayız İnşa edip kutsadıkları bu düzende kimin ne olduğunun önemi yoktur. Bu rejimin meşruiyeti tartışmalıdır. Bu gayrimeşruluğu da en zavallıca ve alçakça yöntemlerle, her gün Nazi propagandalarına taş çıkartırcasına, bizlere “yerli ve milli” diye sunabilmektedirler. Stalin’in talimatnamelerine taş çıkartırcasına her gün başka bir kararla bir yerlere çökmelerini bizlere Yeni Türkiye diye satabilmektedirler. Bugün Terörisbaşı ile açık ittifak edecek kadar had bilmezlikleri de bundandır. Hudut namustur diyen her kim varsa, Türkiye’yi BOP projesine kurban etmek istemeyen her kim varsa; Tek devlet değil, Türk Devleti, Tek vatan değil Türk vatanı. Tek Bayrak değil, Türk Bayrağı. Tek millet değil, Türk Milleti diyen her kim varsa ezcümle bu saray istibdadına, karşı çıkan kim varsa, Cumhuriyet Türkiye’si isteyen, Mustafa Kemal Atatürk’e şükran ve minnet besleyen her kim varsa hedef tahtasına Koyulmasının sebebi, tehdit edilmesinin, tevkif edilmesinin sebebi bundandır!

“YETER, SUSMAYACAĞIZ! BU DÜZENE ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ!”

“Emekli kardeşim, memur kardeşim; alamadığın hakkın, maaşın, bil ki bunların cebindedir. İşçi kardeşim, şantiyede, fabrikada, madende alın terinden ürettiklerini İsviçre’deki bankalarda istifleyen, lüks teknelerde şampanya diye patlatan bunlardır. İşsiz kardeşim, senin mülakatlarda elenme sebebin giremediğin işe, diplomasız hem de sınavsız bunların çocukları girsin diyedir. Peki bu örgütlü kötülüğü iktidarda tutmak için daha kaçımız öleceğiz? Bu tefeci bezirgan düzenin kasalarını doldurmak için daha kaçımız tutuklanacağız? Kaçımız iftiraya uğrayacak, saldırıya uğrayacak, tehdit edilecek? Kaçımız işsiz kalacak?  Kaçımız mülakatta elenecek, işinden olacak, bebeğini çocuğunu kaybedecektir? Buna daha ne kadar susacağız? Milletimizin bu acılarından beslenip semirmelerine, kendi talihlerini bize kader diye yutturmalarına, kendi iktidarlarını bize devlet diye satmalarına razı mı olacağız? Hayır, olmayacağız! Yeter, susmayacağız! Bu düzene asla teslim olmayacağız!”

“DİLİMİZ ADALETTİR, FİKRİMİZ HÜRRİYETTİR, İŞİMİZ CUMHURİYETTİR”

Bugün iktidarın, iktidarda kalmak için göze alabildiklerini Atatürkçü, Milliyetçi, Cumhuriyetçi, Vatansever, Vatanperver herkes bu dünyanın imtihanını, insanca yaşayabilmek için şeref ve gurunu çiğnetmemek için kısaca vatan ve namus için göze almak zorundadır. Hak ettiğimiz hayatı yaşayabilmenin Cumhuriyet nizamını, demokrasiyi hukuk devletini yeniden tesis edebilmenin yolu da bellidir. Dilde bir olacağız, fikirde bir olacağız, işte bir olacağız. Dilimiz bellidir: Dilimiz Adalettir. Fikrimiz bellidir: Fikrimiz Hürriyettir. İşimiz bellidir: İşimiz Cumhuriyettir. Bu kalkışmaya son vereceğiz. Bu karanlığı dağıtacağız. Bu saltanatı yıkacağız!”

 

 

 


COP30’dan “Şifreli” Fosil Çıkışı

Halkların Zirvesi’nden Küresel Dayanışma Çağrısı

Dünyanın Kaderini Belirleyen Zirve Belem’de

Özgür Özel Brüksel’de konuştu: “Susmayacağız, dayanışmayı büyüteceğiz”

Erdoğan’dan Trump’a: “Birlikte el ele bölgedeki sıkıntıları aşacağımıza inanıyorum”

Yunan Adaları Türklerle Doldu, Yunan Turist Sayısı Yüzde 60 Düştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de: 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’na Katıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde Çağrı: “Ticaret Vizyonumuzu Geliştirmeliyiz”

Cansuyu Genel Başkanı Mustafa Köylü: “Gazze’de Çocuklarımızı Öldürüyorlar, Cinayetlerini Meşrulaştırmaya Çalışıyorlar”

Sakız’dan İzmir’e Dayanışma: “Bir Yaka Yandığında, Diğeri de Yanıyor”

Gülben Ergen’den “GLBN” Albümü: Yeni İmaj, Güçlü Ekip ve 17 Yıl Sonra Gelen Düet

Fatih Ürek’in Menajeri Mert Siliv’den Açıklama: “Bilgi Kirliliğine Son Verelim”

Gülben Ergen’den bomba gibi dönüş!

Simge’den Görkemli Albüm Lansmanı: “Anlatasım Var”

Fatih Ürek’in Avukatı: “Sağlık durumu stabil, asılsız haberlere itibar etmeyin”

Simge Yeni Albümünü Görkemli Bir Partiyle Tanıtıyor!

Kenan Doğulu, Harbiye Sahnesinde Binlerce Müzikseveri Coşturdu!

Demet Akalın’dan Muhteşem Konser!

İrem Derici’den Hakkındaki İddialara Yanıt: “Test Sonuçlarım Temiz, İddialar Asılsız”

Yabancı Damat’ın Usta İsmi Arif Erkin Güzelbeyoğlu Hayatını Kaybetti

Eskişehirspor Başkanı’ndan İlk Yarı Değerlendirmesi: “Yarıştan Kopmadık, Birlik ve Sabra İhtiyacımız Var”

Fethiye’de Galatasaray Heyecanı

Eskişehirspor Şov Yaptı

Eskişehirspor Teknik Direktörü Hakan Şapcı: “Karşıyaka Maçı Şampiyonluk Yolunda En Kritik Virajlardan Biri”

Milliler Play-Off Biletini Mart’ta Arayacak:

İspanya - Türkiye İlk 11'ler Belli Oldu

A Millî Takımımız, E Grubu’ndaki Son Maçında İspanya Deplasmanında

A Millî Takım, Sevilla Yolculuğu Öncesi Riva’da Hazırlıklarını Tamamladı

A Millî Takım, Dünya Kupası yolunda kritik galibiyetle hedefine ulaştı

Eskişehirspor Evinde Fark Yarattı: Söke 1970 Spor’u 2-0 Mağlup Etti

Yapısal reform olmadan kalıcı büyüme zor

EGİAD Danışma Kurulu’nda 35. Yıl Vizyonu

EGİAD Ticaret Köprüsü 11. Kez İş Dünyasını Buluşturdu

Türkiye’de enerji yoksulluğu şiddetleniyor

EGİAD 35. Yılını Geleceğe Yön Veren Vizyonuyla Kutladı

EGİAD’dan Belarus Pazarına Açılan Kapı

Ergun’dan sert ekonomi eleştirisi

Yeni Yönetmelik Sanayide Isıtma Dönüşümünü Hızlandırdı

15 yılda yüzde 97 eriyen TL’nin bedelini halk ödüyor

EGİFED’den Nazilli’de bölgesel iş birliği

Zehir etme Pestisit listeleri açıklansın

Sağlık Bakanlığında kanunsuz uygulama iddiası

Muğla’da Öğretmenlere Diyabet Eğitimi

İzmir'de 30 yıllık hastane boşaltılıyor: Gerçek gerekçe deprem mi, rant mı?”

“Kan Dostum Öğretmenim” kampanyasına yoğun ilgi

İzmir Şehir Hastanesi’nde İzolasyon Skandalı

Diş Hekimliğinde 117 Yıl: Anıtta Saygı Töreni

Eymen İçin Bodrum Kenetleniyor

Alanönü Aile Sağlığı Merkezi’nde Sigara Bırakma Polikliniği Hizmete Girdi

Kireçlenmede Kalıcı Çözüm: Diz Protezi Cerrahisi Yaşam Kalitesini Artırıyor