16659,11%-3,25
43,77% 0,02
51,58% -0,05
7027,93% 0,22
11672,32% 0,25
Mustafa SARIİPEK
Doğanın gücü bazen bir vadinin kaderini değiştirir, bazen de yüzyıllar boyunca hayranlık uyandıran bir mucizeye dönüşür. Erzurum’un serin dağlarının arasında, gökyüzünden dökülürcesine akan suların sesi kilometrelerce öteden duyulur. İşte bu eşsiz doğa sahnesinin başrolünde Tortum Şelalesi yer alır. Gökkuşağıyla süslenen dev kazanı, sisle kaplanan kayalıkları ve dört mevsim değişen manzarasıyla ziyaretçilerini ilk bakışta büyüleyen bir doğa harikasıdır.
Tortum Şelalesi’nin hikâyesi 18. yüzyılın ortalarına uzanıyor. Kemerlidağ’dan kopan dev bir heyelan kütlesinin Tortum Çayı’nın aktığı Tev Vadisi’ni kapatmasıyla Tortum Gölü oluştu. Gölün fazla suları, heyelan setini aşarak kireçtaşı katmanlarının üzerinden dökülmeye başladı ve bugün hayranlık uyandıran şelale ortaya çıktı.

DEV KAZAN
Yaklaşık 22 metre genişlik ve 48 metre yükseklikten dökülen suların oluşturduğu “dev kazan”, güneşli günlerde gökkuşağıyla birleşerek benzersiz bir manzara meydana getiriyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 1000 metre yüksekte bulunan bu doğal anıt, dünyanın önemli heyelan seti şelaleleri arasında kabul ediliyor.
BAHARDA COŞAN SULAR, YAZIN SERİNLETEN DOĞA
Şelale yılın her döneminde farklı bir görünüme bürünüyor. Özellikle Mayıs ve Haziran aylarında kar sularının etkisiyle debisi artan Tortum Şelalesi, en görkemli dönemini yaşıyor. Yaz aylarında su miktarı azalsa da serinletici su buharı ve yeşil doğası ziyaretçilerin ilgisini canlı tutuyor.
Bahar aylarında izleme balkonunda duran ziyaretçiler, zaman zaman şelalenin su damlalarıyla ıslanarak doğanın gücünü yakından hissedebiliyor.
İZLEME BALKONUNDAN DEV KAZANA YOLCULUK
Ziyaretçiler için oluşturulan yürüyüş yolları ve merdivenler, şelaleyi farklı açılardan izleme imkânı sağlıyor. Demir korkuluklu izleme balkonu, panoramik manzarasıyla en çok ilgi gören nokta. Uzun merdivenlerden inildiğinde şelalenin altındaki dev kazan ve Tortum Çayı yakından görülebiliyor.
Ahşap köprüden geçerek karşı yamaca ulaşmak mümkün. Bölgede piknik alanları ve mesire sahaları da bulunduğu için de şelale, doğa yürüyüşleri ve günübirlik geziler için önemli bir rota haline dönüşüyor.

“SUDÖKÜLEN” ADIYLA HALK KÜLTÜRÜNDE YAŞIYOR
Yöre halkı şelaleye “Sudökülen” adını veriyor. Uzundere ve çevresinde yaşayanlar için şelale turistik bir alan olmakla birlikte aynı zamanda kültürel bir simge. Bölge, yerli turistlerin yanı sıra yabancı ziyaretçilerin de büyük ilgisini çekiyor.
Tortum Şelalesi doğal güzelliğiyle birlikte enerji üretimiyle de dikkat çekiyor. 1952–1960 yılları arasında kurulan hidroelektrik santrali, uzun yıllardır Türkiye’nin elektrik üretimine katkı sağlıyor.

DOĞA TUTKUNLARININ VAZGEÇİLMEZ ROTASI
Yeşil vadiler, göl manzarası, gökkuşağıyla süslenen şelale ve serin dağ havası… Tortum Şelalesi, Erzurum’un dört mevsim keşfedilebilen en etkileyici mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olarak doğaseverleri kendine çekmeye devam ediyor.
BİLİNMEYEN VE ÇOK AZ BİLİNEN YÖNLERİ
Tortum Şelalesi hakkında çoğu kişinin bilmediği ya da çok az duyduğu ilginç bilgiler:
* Bir göl taşmasının eseri: Şelale aslında bir nehir şelalesi değil. Tortum Gölü’nün fazla sularının heyelan setini aşmasıyla oluşan taşma şelalesi. Bu özellik, onu dünyadaki en önemli heyelan seti şelalelerinden biri yapıyor.
* Türkiye’nin en yükseklerinden biri ama sürekli akmıyor: Birçok kişi yıl boyunca aynı debide aktığını sanır. Oysa su miktarı mevsime göre dramatik şekilde değişir. Mayıs–Haziran: En görkemli dönem. Yaz sonu: Debi belirgin şekilde düşer. Bu yüzden bazı ziyaretçiler şelaleyi çok coşkulu, bazıları ise sakin görebilir.

ŞELALENİN “DEV KAZANI” HÂLÂ BÜYÜYOR
* Alt kısımda oluşan dev kazan (plunge pool), binlerce yıldır düşen suyun kayayı aşındırmasıyla oluştu. Jeologlara göre bu çukur her yıl milim milim büyümeye devam ediyor.
* Gökkuşağı neredeyse garanti: Şelale, güneşli günlerde sürekli gökkuşağı görülmesiyle ünlü. Bunun nedeni: Su damlacıklarının yoğunluğu. Şelalenin güneye bakan konumu. Bu yüzden fotoğrafçılar için Türkiye’nin en güvenilir “gökkuşağı noktalarından” biri.
* Bir zamanlar elektrik üretimi şelaleyi zayıflatmıştı: Hidroelektrik santrali kurulduktan sonra uzun yıllar şelalenin doğal akışı azalmıştı. Günümüzde turizm için kontrollü su bırakma uygulamaları yapılarak şelalenin görkemi korunmaya çalışılıyor.
“NEFES AÇAN MERDİVEN”
* Bir zamanlar “nefes açan merdiven” inanışı vardı: Şelale merdivenlerini inip hidroelektrik tarafına çıkanların nefes darlığı yaşamayacağı yönünde eski bir halk inanışı bulunuyor. Bunun nedeni muhtemelen bölgedeki temiz ve nemli havanın solunumu rahatlatması.
* Afrika ve Amerika ile kıyaslanan şelale: Yerel anlatılarda uzun yıllar boyunca yüksekliği nedeniyle dünyada ilk sıralarda gösterilmiş. Bu bilgi bilimsel olarak tam doğru olmasa da, şelalenin Türkiye’deki en etkileyici yüksekliklerden birine sahip olduğu tartışmasız.
* Kışın donan suyun oluşturduğu buz sarkıtları ve buz duvarları, şelaleyi adeta bir “Buz Sarayı’na dönüştürüyor.
EFSANE VE YEREL HİKAYELERİ
“Ağlayan Gelin” Efsanesi: Bölgedeki en eski anlatılardan biri, şelalenin bir gelinin gözyaşlarından oluştuğunu söyler. Rivayete göre vadide yaşayan genç bir kız, sevdiğiyle evlenmek ister ancak ailesi buna izin vermez. Genç kız, zorla evlendirileceği gün dağlara kaçar. Sevdiğinin öldüğü haberini alınca gözyaşları durmaz. Günlerce ağlayan genç kızın gözyaşları vadiden aşağı akarak dev bir suya dönüşür.
Bu yüzden bazı yaşlılar şelalenin sesini “Ağlayan Bir Gelinin Sesi’ne benzetir.
HEYELAN GECESİ HİKÂYESİ
Şelalenin oluşumuna sebep olan büyük heyelan, halk arasında “Dağın Yıkıldığı Gece” olarak anlatılır. Rivayete göre o gece: Yer sarsılmış, Gökyüzü kırmızıya dönmüş, Günlerce toz bulutu dağılmamıştır.
Yaşlı anlatılara göre köylüler bunun doğa olayı değil, “dağın öfkesi” olduğuna inanmış. Heyelandan sonra ortaya çıkan göl ve şelale, “doğanın yeniden doğuşu” olarak görülmüş.
DEV KAZAN’IN SIRRI
Şelalenin altında oluşan dev kazan için ilginç bir inanış vardır. Eskiden bu çukurun dipten başka bir dünyaya açıldığı düşünülürdü. Çocuklara, dev kazanına yaklaşmamaları için şöyle denirmiş: “Bu su yerin kalbine gidiyor.”
GÖKKUŞAĞI BEREKET GETİRİR İNANCI
Şelalenin sık sık gökkuşağı oluşturması da bir inanca dönüşmüş. Eskiden köylüler, gökkuşağının göründüğü günlerin bereketli geçeceğine inanırmış. Özellikle: Tarım için iyi sezon, Hayvanlar için verimli yıl olacağı söylenirmiş.