16709,28%-0,07
43,63% 0,10
51,93% -0,05
7035,58% -1,15
11686,79% 0,16
SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ:Yazar kitabı için şöyle diyor: Tam bir asker kitabı. İçerisinde yaşanmış ve kurgulanmış harika öyküler var.
//
ATEŞİ YANIMDA GÖTÜRECEĞİM:Yazar, aile bağlarının kırılganlığını, kimliklerin birbirine değip dağıldığı o anları, benzersiz bir zarafet ve keskinlikle işliyor.
//
RUS DEVRİMİ:“Devrimlerin esasen Rusya’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu yeni yaklaşımlarla gösteriyor. Rus Devrimi büyük tartışma uyandıracak bir kitap.”
//
MELEKLER ŞEHRİ YA DA DR. FREUD’UN PALTOSU:Almanya'ya, Almanlığa uzaktan bakarken kendi içinde de muhbirlik ithamıyla yüzleşmek için bir tür kişilik arkeolojisine soyunduğu hassas bir roman.
//
HAY:Yazar, insanın yaşadığı çağla, şehirle ve kendi geçmişiyle kurduğu karmaşık ilişkiye eğiliyor.
//
UMUDUN TA KENDİSİ:Modern terapi bireye “Kendin için savaş, güç sende, kendine yönel, kendini gerçekleştir, iyileşebilirsin!” mesajını verir.
İşte o kitaplar;
//
Su uyur, düşman uyumaz!Sen de uyuma!

ADNAN Özer’den SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ.
Yazar kitabı için şöyle diyor: Tam bir asker kitabı. İçerisinde yaşanmış ve kurgulanmış harika öyküler var. Kurtuluş Savaşından günümüze.
"Ne demişti Mehmet Akif Ersoy?
'Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı'
Şehitler bu yüzden ölümsüzdür.
Peki, biliyor musun şehitler ne zaman ölür?
Unutulduklarında...
Unutmamalı, unutturmamalıyız.
Su uyur, düşman uyumaz!
Sen de uyuma!"112 SAYFA.
(İZYAKO)
//
Aile bağlarının kırılganlığını, kimliklerin birbirine değip dağıldığı o anları, zarafetle işliyor

LEİLASlimani’denATEŞİ YANIMDA GÖTÜRECEĞİM- Başkalarının Ülkesi 3. Bir ailenin üç kuşak boyunca süren göç, aidiyet, arayış ve yıkımla iç içe geçmiş hikâyesi; Fas'ın yakın tarihine sinmiş isyanlarla, tutkularla ve zorunlu dönüşümlerle birlikte akıyor.Kitap, Mathilde ile Emin'in Fransız sömürgesinden bağımsızlığa geçişte yarım kalmış umutlarını; Ayşe'nin hekim olarak yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide verdiği mücadeleyi; Mehdi'nin hırs, kırgınlık ve inanç arasında sıkışmış bir adam olarak modern bir ülkenin hayaletiyle yüzleşmesini; Selim'in ise kıtalar boyunca sürüp giden firarını, kaçışlarının ardındaki büyük boşluğu ve aradığı o tek sahici ışığı anlatıyor.Yazar, aile bağlarının kırılganlığını, kimliklerin birbirine değip dağıldığı o anları, ülke denen büyük evin kapılarının değişimle nasıl yerinden söküldüğünü benzersiz bir zarafet ve keskinlikle işliyor.Kitap, okuruna o zor soruyu soruyor: "Eviniz yansaydı, yanınızda neyi götürürdünüz?" Ve yine o zor yanıtı veriyor: "Ateşi."344 SAYFA.
(KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ)
//
Bolşevikleri iktidara getiren olaylar

SEANMcMeekin’denRUS DEVRİMİ- Yeni Bir Tarih.19. yüzyılın sonlarında Rus ekonomisi yılda yaklaşık yüzde 10 büyümekteydi ve nüfusu 150 milyona ulaşmıştı. 1920’li yıllarda ülke vahim mali darboğazlar içindeydi ve 20 milyonu aşkın Rus yaşamını yitirmişti. 1950’lilere doğruysa, yerkürenin üçte biri komünizmi benimsemişti. Ünlü tarihçi, Rus Devrimi’nde RomanovHanedanlığı’nı sona erdiren, Bolşevikleri iktidara getiren ve komünizm pratiğini dünyaya tanıtan olayların izini sürüyor. Çarlık Ordusu arşivlerinde çalışan yazar, geleneksel tarih kitaplarının sıklıkla Marksizm temelli sınıf mücadelesi üzerinden yorumladığı Rus Devrimi’ne heyecan verici, sıradışı bir bakış sunuyor. Kitap, yirminci yüzyılın en önemli dönüm noktalarından birine yönelik farklı bir tarih okuması. “Bu beklediğimiz bir kitap. Rus Devrimi çok geniş bir konu olduğu için, kısa ve güvenilir bir kitap yazmak çok zor. Yazarın bu işte gösterdiği pek çok maharet arasında kalabalık sahneleri yakından tasvir edebilmesinin küçümsenmeyecek payı var. Bu kitap bir klasik sayılmalı.” Norman Stone. “Sean McMeekin1917’deki Rus devrimlerinin kışkırtıcı bir anlatısını canlı renklerle sunarken her iki devrimde sahne gerisinde yaşanan tertiplere, isyanlara ve ihanet eylemlerine ağırlık veriyor. Devrimlerin esasen Rusya’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu yeni yaklaşımlarla gösteriyor. Rus Devrimi büyük tartışma uyandıracak bir kitap.” EricLohr. 376 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//
Muhbirlik ithamıyla yüzleşmek için

CHRİSTA Wolf’ten MELEKLER ŞEHRİ YA DA DR. FREUD’UN PALTOSU. Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra, 1990'ların başında Doğu Almanya gizli polisi Stasi'ninbinlerce vatandaş hakkında tuttuğu belgeler ortaya çıktı. Aralarında Doğu Alman yazarın da kayıtlarının olması şaşırtıcı değildi. Fakat yazar hiç beklemediği bir bilgiyle karşılaştı: Dosyasına göre 1959 ile 1961 yılları arasında muhbir olarak çalışmıştı ama buna dair en ufak bir şey anımsamıyordu. Kitabın yazarın Amerika'da, Los Angeles'ta araştırmacı olarak geçirdiği süreyi kapsayan; Almanya'ya, Almanlığa uzaktan bakarken kendi içinde de muhbirlik ithamıyla yüzleşmek için bir tür kişilik arkeolojisine soyunduğu hassas bir roman.392 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
//
"Günbatımında hâlâ hayatta olmaktı esas mutluluk…"

BARLAS Özarıkça’dan HAY.Yazarın kitabı, insanın yaşadığı çağla, şehirle ve kendi geçmişiyle kurduğu karmaşık ilişkiye eğiliyor. Öyküler, İstanbul'un kalabalığında sessizce var olmaya çalışan insanların iç dünyasını yansıtıyor.Hayatın ağırlığı, geçip giden zaman, unutmanın ve hatırlamanın iç içe geçtiği anlar, bu kitabın omurgasını oluşturuyor. Her öykü, yaşamakla sürdürmek arasındaki farkı hissettirirken ölümün yakınlığını, yalnızlığın kalıcılığını ve kabullenişin dinginliğini bir araya getiriyor.70. Sait Faik Hikâye Armağanı'yla ödüllendirilen kitap yazarın edebiyat dünyamızda kendine sağlam bir yer edinmiş olan külliyatını daha da güçlendiriyor.Yaşandıkça anlıyorsun hayat denilen biricik vakayı, ıvır zıvır şeylerin uğruna harcadığını. Bir şarkı işte! Dinliyorsun, keyfini çıkaramadan bitiyor. Yeniden aynı müzik çalsa da, ikinci dinleyişin birinci dinleyişin değildir.144 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)
//
“Kendin için savaş, güç sende, kendine yönel, kendini gerçekleştir, iyileşebilirsin!”

ERAY Hacıosmanoğlu’ndan UMUDUN TA KENDİSİ– Fecr.Bu kitapla gerçek terapi yöntemlerini değersizleştirmeye veya ortadan kaldırmaya çalışmıyoruz. Tam aksine bütün travmatik örüntüleri ve psikanaliz bilimini dünyanın en güçlü ve en gerçekçi şifa kaynağı olan Allah’ın yasaları ile buluşturuyoruz. Bu sayede dünyada ilk defa en ağır psikolojik problemlere, şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş gerçek çözümler sunuyoruz. Üstelik bunu yaparken psikanalizin en derin disiplinlerini ve psikoterapinin en keskin yöntemlerini ayetler ile birleştiriyoruz. Bu çalışma bu alanda bir ilk olması sebebiyle ucu açık bir başlangıçtır.Terapi ölümü kaçınılmaz bir gerçek olarak kabul etmeni sağlar ama onun anlamını, hikmetini, dönüşüm gücünü, ahiretle bağını ve sevdiklerinle yeniden kavuşma ihtimalini merkezine almaz. Ayetler ise zihnindeki umut evrenini genişletir ve yeniden kavuşma ihtimalini gözler önüne koyar.Kâinatın yasalarında veda yoktur, halden hale geçiş vardır.Modern terapi bireye “Kendin için savaş, güç sende, kendine yönel, kendini gerçekleştir, iyileşebilirsin!” mesajını verir. Kuran ise senin gücünün ötesinde bir kudretin daima seninle olduğunu hatırlatır. Terapi umut üretir. Kuran ise umut ile kaderi bağlar ve o umudu sonsuzlaştırır.İnsanın en büyük yaralarında bu fark belirleyicidir.Psikoloji bilimi insanı anlamada şahane sonuçlar sunar. Ancak evrenin ötesine taşan bu en önemli boşluğu en güzel Allah’ın yasaları doldurur.Çözüme dair hiçbir disiplin Kuran’ın yasaları ile kıyas edilemez.İyileştirme yöntemleri çok büyük oranda askeri saldırılar ve toplumu çökertecek planlı içerikler ile doludur. Allah’ın yasaları da bu yüzden planlı olarak hiçbir alana dahil edilmemiştir. Gölge böyle bir şeydir.İşte biz bu çalışma ile o en derin boşluğu umuda geri kazandırıyoruz.264 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)
//