15763,79%0,57
43,36% 0,25
50,93% 0,03
6848,19% 0,16
11105,69% 1,48
Mustafa SARIİPEK
Bir zamanlar denize birkaç adım mesafedeki sokakları, iskele başında oynayan çocukları ve sakin balıkçı kahveleriyle anılan Marmaris, yarım asırda büyük bir dönüşüm yaşadı. 1930 ve 1970’li yıllardan kalma eski fotoğraflar, kentin kaybolan kıyı çizgisini ve değişen kimliğini yeniden hatırlatıyor.

Bugün dünya çapında bir turizm markası olan Muğla’nın Marmaris ilçesi, geçmişte denizle iç içe yaşayan küçük bir kıyı kasabasıydı. Kordon Caddesi’nin henüz doldurulmadığı, marina hattının birkaç metre geride kaldığı yıllarda çekilen siyah-beyaz fotoğraflar, kentin doğal ve sade yüzünü gözler önüne seriyor. Eski Marmaris Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Kara’nın kişisel arşivinden derlenen Marmaris kareleri, balıkçı iskelelerinden çınar altı kahvehanelerine, çocukların oyun alanı olan belediye binası önlerinden taş evlerle çevrili kale eteklerine kadar Marmaris’in unutulmuş mekânlarını günümüze taşıyor.
MARMARİS’İN İSİM KÖKENİ
Bugün turizmle anılan Marmaris’in isim kökeni, kentin binlerce yıla yayılan ticari ve kültürel geçmişine dayanıyor. Marmaris’in isim kökeniyle ilgili çok sayıda kaynaklara göre¸Bizans döneminde Türkmenler tarafından bugünkü tepe üzerinde kurulan yerleşim, “Mermer-şehri” anlamına gelen adla anılmaya başladı. Menteşeoğulları döneminde uluslararası mermer ticaretinin önemli bir limanı hâline gelen kent, bu ekonomik gücün yansıması olarak Mermeris adını aldı. Zamanla Yunanca’da Marmaras, Latince ve İtalyanca’da Marmarice, İngilizce’de ise Marmorice biçimlerinde kullanılan bu ad, I. Dünya Savaşı sonrasındaki İtalyan işgaliyle birlikte Marmaris olarak yaygınlaştı ve Cumhuriyet döneminde resmî kimliğini kazandı.
DEĞİŞİK ADLAR KULLANILMIŞ
İlkçağ kaynaklarında Fiskos, tarihçi Texier' e göre Fineks, Heredot' a göre Marmarios, Piri Reis ise Mermeris olarak olarak bilinen kentin adı daha sonra Marmaris adını almış.
Antik çağ yazarları Herodot ve Strabon’un Fiskos’u Efes ve Mylasa’nın Doğu Akdeniz’e açılan limanı olarak tanımlaması, Marmaris’in tarihsel rolünü ortaya koyarken, Kanuni Sultan Süleyman’a atfedilen “Mimarı as” rivayetinin ise bilimsel ve tarihsel dayanağı bulunmuyor. Marmaris adı, söylencelerden çok, taşın ve ticaretin şekillendirdiği gerçek bir geçmişin izlerini taşıyor.
BİR ZAMANLAR KIYIDA BİR KASABAYDI MARMARİS

1930’lu yıllardan 1970’lere uzanan bu görsel hafıza, deniz dolguları ve yoğun yapılaşma öncesi Marmaris’in nasıl bir dönüşüm geçirdiğini çarpıcı biçimde ortaya koyarken, kentin sadece bir tatil destinasyonu değil, güçlü bir tarihsel belleğe sahip olduğunu da hatırlatıyor. Arşivde yer alan fotoğrafların büyük bölümü 1973–1978 yılları arasında çekilmiş. Öncesi yıllar ise anılarda hala taze.
Ege ile Akdeniz'in kesiştiği noktadaki Muğla’nın Marmaris ilçesinde ağacın dalından sallanıp denize atlayıp yüzdükten sonra atladığınız ağacın köklerine tutunarak karaya çıktığınız birbirinden güzel 36 koyu unutmak mümkün mü? Merkezindeki tarihi güzellikler başta olmak üzere “Kapısının önünden denize girilen en önemli kent” özelliğini taşıyan Marmaris’i o yıllarda görüp gezene gıpta ile bakmak gerekiyor.
KORDON DENİZE SIFIRDI, ARAÇ GEÇMEZDİ

Arşivde yer alan fotoğrafların büyük bölümü 1973–1978 yılları arasında çekilmiş. O yıllarda Kordon Caddesi, bugünkü gibi doldurulmuş bir sahil değil, denizle iç içe yaşayan bir kamusal alandı. Araç trafiği yoktu, insanlar kahvelerden çıkıp birkaç adımda denize ulaşabiliyordu.
O günleri yaşayanlar durumu şöyle özetliyor: “Kordon’da araba geçmezdi. Deniz hemen önümüzdeydi.”
Oysa, 1930’lu ve 1940’lı yıllara ait nadir fotoğraflarda, henüz marina ve dolgu yapılmadan önceki Marmaris Limanı tüm sadeliğiyle görülüyor. Marmaris Kalesi çevresindeki doğal kıyı çizgisi, denizle kurulan doğrudan ilişkiyi açıkça ortaya koyuyor. Bu görüntüler, özellikle 1980’lerden sonra başlayan dolgu çalışmalarının Marmaris’in fiziksel kimliğini nasıl kökten değiştirdiğini belge niteliğinde ortaya koyuyor.
KASABADAN TURİZM MERKEZİNE DÖNÜŞÜM

Yerel tarih araştırmacılarına göre Marmaris’in kaderi 1980’li yılların ortasında değişti. Türkiye’nin sahil kesimleri turizmle tanıştığı dönemde deniz dolguları, yeni yol güzergâhları, marina ve büyük ölçekli turizm yatırımlarıyla birlikte Marmaris, hızla uluslararası bir tatil merkezine dönüştü.
Bu dönüşüm ekonomik canlılık getirirken, eski kasaba dokusu büyük ölçüde kayboldu. Kordon, İskele Meydanı ve Kale çevresi artık bambaşka bir görünüme bürünmüştü.
“BU SOKAKTA BÜYÜMÜŞTÜM”

Mustafa Kara’nın arşivinden çıkan fotoğraflar daha önce yaptığım haberler sonrasında sosyal medyada paylaşıldığında Marmarislilerden yoğun ilgi görmüştü. Fotoğrafların altına yüzlerce yorum yapıldı.
“Bu sokakta büyümüştüm” diyenlerle,
“Burası gerçekten Marmaris mi?” diye soranlar aynı karelerde buluştu.
Bu tepkiler, fotoğrafların sadece nostalji değil, aynı zamanda kaybolan bir kentsel hafızayı hatırlattığını da gösterdi.
FİSKOS’TAN MARMARİS’E UZANAN BİNLERCE YILLIK TARİH

Marmaris’in bilinen ilk adı Fiskos. Kalıntıları bugün Asartepe olarak bilinen bölgede görülebiliyor. MÖ 3500’lerden Roma, Bizans, Menteşe Beyliği ve Osmanlı dönemlerine uzanan Marmaris tarihi, bölgenin her dönem önemli bir liman kenti olduğunu ortaya koyuyor.
Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos Seferi, Sığla Yağı ticareti, İngiliz donanmasının tatbikatları ve 1957 depremi, kentin tarihindeki kırılma noktaları arasında yer alıyor.
DEPREMLE YIKILAN, TURİZMLE YENİDEN KURULAN KENT

1957’de meydana gelen ve Marmaris’i neredeyse tamamen yerle bir eden büyük deprem, kentin fiziksel yapısını kökten değiştirdi. Kale ve çevresindeki birkaç yapı dışında neredeyse her şey yeniden inşa edildi.
Bu yeniden inşa süreci, ilerleyen yıllarda turizmin önünü açan planlamalarla birleşti ve Marmaris bugünkü kimliğine kavuştu.
FOTOĞRAFLAR OLMASA BU MARMARİS HAYAL EDİLEMEZDİ

Bugün Marmaris’i gezen biri için, 50 ya da 100 yıl önceki Marmaris’i hayal etmek neredeyse imkânsız. Ancak Mustafa Kara’nın arşivi gibi görsel belgeler, bu değişimin ne kadar derin olduğunu somut biçimde ortaya koyuyor. O kareler bize şunu hatırlatıyor:
Marmaris sadece bir tatil kenti değil, yaşanmışlıkları, kaybolan sokakları ve sessiz kıyılarıyla hatırlanması gereken çok önemli bir geçmişe sahip.
O zaman hep birlikte Marmaris’e sahip çıkmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor bile..