-
BIST 100
16220,30%0,17
-
DOLAR
44,10% 0,07
-
EURO
51,11% 0,15
-
GRAM ALTIN
7348,78% 0,18
-
Ç. ALTIN
11826,60% 0,00
Savaşın Sessiz Kurbanı: Toprak ve Su
İran’daki petrol tesislerinin vurulmasıyla yükselen zehirli dev duman bulutları çevresel felaket tartışmasını yeniden gündeme taşıdı
Soner ABACI
Ortadoğu’da tırmanan savaşın yalnızca askeri ve siyasi değil aynı zamanda ciddi bir çevre boyutu bulunuyor. ABD ve İsrail’in İran’daki petrol depoları ve enerji altyapısına yönelik saldırıları sonrası ortaya çıkan devasa duman bulutları, hidrokarbon yangınlarının doğurabileceği çevresel riskleri yeniden gündeme getirdi.
Uzmanlara göre petrol tesislerinin vurulması sadece bir enerji kaybı değil, aynı zamanda bölgesel ölçekte hava kirliliği ve çevre krizi anlamına gelebiliyor.
Atmosfere Zehirli Gazlar Yayılıyor
Petrol depoları ve rafinerilerin yanması sırasında atmosfere çok sayıda zararlı madde karışıyor.
Bu yangınlarda atmosfere yayılan başlıca kirleticiler:
- İnce partikül madde (PM2.5),
- Siyah karbon ve kurum,
- Kükürt dioksit,
- Azot oksitler,
- Uçucu organik bileşikler.
Bu maddeler hem solunum hastalıklarını tetikleyebiliyor hem de uzun vadede ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor. Yoğun petrol yangınları ayrıca kirleticilerin yağışla birlikte yere inmesine neden olan asit yağmurlarını da tetikleyebiliyor.
Savaşın Çevre Felaketine Dönüştüğü Örnek: Kuveyt Petrol Yangınları
Petrol altyapısının hedef alındığı en büyük çevre felaketlerinden biri 1991 Körfez Savaşı sırasında yaşandı. Irak ordusunun geri çekilirken ateşe verdiği 700’den fazla Kuveyt petrol kuyusu aylarca yanmıştı.
Bu yangınlar sonucu günde milyonlarca varil petrol yandı ve atmosfere devasa miktarda karbon ve kurum yayıldı. Bölgede aylarca süren yoğun duman bulutları çevre kirliliğine yol açarken hava trafiğine kadar birçok konuda olumsuz etkileri görüldü. Uydu görüntülerinde bile görülebilen siyah duman bulutları binlerce kilometre uzaklığa taşınmıştı. Birçok bilim insanı halen bu olayı modern tarihin en büyük çevre felaketlerinden biri olarak tanımlıyor.
Hürmüz Boğazı: Tanker Savaşlarının Yeni Cephesi
Çevre açısından bir diğer risk noktası ise dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı. Son yıllarda bölgede birçok petrol tankeri saldırıya uğradı veya vuruldu. Bir tanker saldırısının çevresel etkisi son derece büyük olabiliyor. Çünkü tek bir süper tanker 1 ila 2 milyon varil petrol taşıyabiliyor. Böyle bir geminin vurulması veya batması durumunda ortaya çıkabilecek petrol sızıntısı deniz ekosistemini son derece olumsuz etkilerken, balıkçılığı ve kıyı yaşamını uzun yıllar etkileyebilecek bir felakete dönüşebiliyor.
Türkiye İçin Risk Var mı?
Uzmanlara göre İran’daki petrol yangınlarının Türkiye’de doğrudan bir çevre felaketi yaratması beklenmiyor. Ancak büyük hidrokarbon yangınlarında oluşan ince partiküller ve aerosoller atmosferde uzun mesafeler kat edebiliyor. Bu nedenle etkilerin tamamen sıfır olduğunu söylemek de mümkün değil Meteorolojik koşullara bağlı olarak kirleticilerin binlerce kilometre taşınabildiği biliniyor.
Çevre Otoriteleri Sessiz mi?
Olayın dikkat çekici bir diğer yönü ise uluslararası çevre kurumlarının güçlü bir kamuoyu açıklaması yapmamış olması. Yerel sağlık ve çevre kurumları hava kirliliği ve solunum riski konusunda uyarılar yaparken, küresel çevre otoritelerinden şu ana kadar dikkat çekici bir açıklama gelmedi.
Bu durum bazı uzmanlar tarafından “savaş kaynaklı çevre felaketlerinin çoğu zaman gündemin gerisinde kalması” şeklinde yorumlanıyor.
Savaşların Çevre Felaketleri Çoğu Zaman Raporlanmıyor
Uzmanlara göre savaşların çevreye verdiği zararların büyük bölümü uluslararası raporlara bile girmeden unutuluyor. United Nations Environment Programme tarafından yapılan çalışmalara göre modern savaşların çevresel etkileri çoğu zaman sistematik olarak ölçülemiyor veya raporlanamıyor.
Bunun başlıca nedenleri şöyle sıralanıyor:
- Çatışma bölgelerinde bilimsel ölçüm yapılamaması
- Çevresel zararların askeri ve siyasi gündemin gerisinde kalması
- Savaş sırasında veri toplamanın zor olması
- Uluslararası kurumların erişim kısıtları
Bu nedenle petrol yangınları, tanker saldırıları, kimyasal sızıntılar ve endüstriyel altyapı yıkımları gibi çevre felaketleri çoğu zaman uzun vadeli bilimsel incelemelere konu olamıyor.
İkinci çevre tehlikesi
Süregelen İran savaşında ABD ve İsrail güçlerinin İran’ın nükleer tesislerini hedef alması durumunda ikinci ve daha ciddi bir çevre tehlikesi de söz konusu.
Uzmanlara göre nükleer tesislerin hedef alınması petrol yangınlarından çok daha büyük bir çevresel risk yaratıyor. Çünkü radyoaktif kirlenme yalnızca saldırının olduğu ülkeyi değil, atmosferik taşınım yoluyla binlerce kilometre uzaklıktaki bölgeleri de etkileyebiliyor.
Bir nükleer reaktörün ciddi şekilde hasar görmesi durumunda radyoaktif maddelerin atmosfere ve çevreye yayılması oldukça olası. Bu tür bir durum, Çernobil (1986) veya Fukuşima (2011) gibi uzun süreli ve ciddi çevre sorunlarına dönüşebilir.
Savaşın Görünmeyen Yüzü
Ortadoğu’da devam eden çatışmalar yalnızca askeri dengeleri değil, aynı zamanda çevreyi de etkiliyor. Petrol tesisleri, rafineriler ve tankerler hedef alındığında ortaya çıkan yangınlar ve sızıntılar, savaşın insani bedelinin yanı sıra ekolojik bedelini de büyütüyor. Uzmanlara göre bu tür olayların çevresel etkileri çoğu zaman yıllarca sürebiliyor ve ülkemizin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çevresel etkileri dikkatli takip etmek gerekiyor.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Savaşların Yol Açtığı Büyük Çevre Felaketleri
Modern savaşlar yalnızca askeri ve insani kayıplara yol açmıyor. Enerji altyapısının hedef alınması, kimyasal silah kullanımı ve nükleer saldırılar çevre üzerinde on yıllarca sürebilecek yıkıcı etkiler bırakabiliyor.
İşte savaşların yol açtığı bazı büyük çevre felaketleri:
1945 – Hiroşima ve Nagazaki Atom Bombaları
ABD tarafından Japonya’nın Hiroşima (6 Ağustos 1945) ve Nagasaki (9 Ağustos 1945) şehirlerine atılan atom bombaları tarihin ilk ve tek nükleer savaş saldırıları olarak kayıtlara geçti.
1961–1971 – Vietnam Savaşı ve Agent Orange
Vietnam Savaşı sırasında ABD ordusu tarafından kullanılan Agent Orange adlı kimyasal, yaklaşık 3 milyon hektardan fazla orman ve tarım alanını yok etti.
1991 – Kuveyt Petrol Yangınları
1991’deki Körfez Savaşı sırasında Irak ordusu geri çekilirken 700’den fazla petrol kuyusunu ateşe verdi.
2022–Günümüz – Ukrayna Savaşı ve Endüstriyel Tesisler
Ukrayna’da devam eden savaş sırasında enerji santralleri, yakıt depoları ve endüstriyel tesislerin hedef alınması çok sayıda kimyasal ve petrol sızıntısı riskini gündeme getirdi.


