Son aylarda kıtalararası güdümlü bir takım guruplar, yine kıtalar arası bir takım terörist yapılanmalara yakınlıkları ile bilinen kişiler, basın, medya kuruluşları ve mensupları yoluyla yüzyıllardır kültürümüzün bir parçası olmuş köpekler üzerinden yoğun katliam propagandaları başlattılar.
Bu propagandaları yaymak için de farklı sıfatlara,konum ve mevkilere, toplumda popülerlik ya da saygınlığa sahip etki ajanlarını devreye soktular.
Bu kirli propagandalara ( bilerek ya da bilmeden) destek verenler arasında sanatçı eskileri, bürokratlar, milletvekilleri gazeteciler, avukatlar, profesörler var.
Halkın huzur ve güvenine, devletin bütünlüğüne, milletin can güvenliğine kast etmiş bu kirli eller, yaşanan ve nedeni şaibeli ( hayvanlar kendilerini savunamıyorlar) bazı münferit olayları bahane ederek sözde çocukları ve insanları koruma kisvesinde 'başıboş köpek sorunu ' adı altında oluşturdukları bir platform aracılığıyla topluma korku, gerilim kutuplaşma ve devletin halki korumaktan aciz olduğu düşüncesini empoze ediyorlar.
Tüm terör örgütleri gibi bu örgüt vari yapılanma da öncelikle toplumun hassasiyetle yaklaştığı ' çocuklar, ana-babalık sıfatları,can güvenliği, sağlık ' gibi değerler üzerinden harekete geçiyor.
Köpek saldırısına maruz kaldığını iddia edenlere ulaşıyor, onlara maddi destek vererek kendi saflarına çekiyor yaşadıkları olayları kimi zaman çarpıtarak, kimi zaman abartarak hatta ortada bir saldırı yokken bile sahte haberler yapıp troll hesaplarla yayarak gündem olusturuyor, asırlardır kültüre alınmış sokaktaki hayvanlari adeta bir milli güvenlik sorunu olmuşlar gibi lanse ederken, devletin, hükümetin, hükümet yetkililerinin ve güvenlik birimlerinin' vatandaşı koruyamayan, aciz ve yetersiz' oldukları algısı olusturup bireysel silahlanma propagandası yapıyorlar.
Ülkede yaşanabilecek ilk hassas süreçte asıl hedefleri olan kaos, kargaşa yaratıp, bu neferleri sahaya sürerek yaptıracakları provokasyonlar ile kan dökülmesi için zemin oluşturuyorlar.
Daha da ileri gidip hayvansever insanları ve sokaktaki hayvanların yerlerini işaretleyerek fişlemeye yarayan ( daha ileride belki de askerin, polisin, ordunun aleyhine kullanmak üzere) bir uygulama geliştiriyorlar!
Bu propagandaların fitili Gaziantep ilinde geçtiğimiz yılın Aralık ayında Asya Ateş isimli 4 yaşında bir bebeğin köpek saldırısına uğradığı iddia edildiği olay ile ateşlendi.
Olay abartıldı ve bir algı çalışmasına döndürdü. Öyle ki; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuya el atarak hem çocuğa hem de mağdur olduklarını iddia eden aileye üst düzey destek sağladı. Hatta olayın kendisine yansıtılma biçimi nedeniyle tüm köpeklerin barınaklara toplanmasının gerektiği yönünde bir açıklama yaptı.
O dönem sosyal medyada paylaştığım bir yazı ile bu olayda ailenin ihmalinin sorgulanmasının gerektiğini bu abartılı haberlerin bir algı operasyonu olduğunu ve yasak ırk yaftalı köpekler için katliam isteyenlerin bir oyunu olduğunu yazmış çok tepki almıştım.
Kısa süre önce sosyal medyada yayılanan videolarda Asya'nın evinde şiddete maruz kaldığının görüldüğü videolarin ortaya çıkması ile Asya Ateş olayı tabiri caizse patladı! Halkın büyük tepkisine yol açan görüntüler ardından bakanlık devreye girdi Asya korumaya alındı ve aileye dava açıldı.
Yaşanan olayının aslında saldırı niteliği taşımadığı olayı bizzat gören şahitlerin anlattıkları ile netleşti. Ailenin ihmali olduğu ve daha da kötüsü çocuğa şiddet uyguladıkları ortaya çıktı.
Bu olayın üzerinden çok geçmeden bu kez Antalya Serik'te boş bir arsaya kedi yavrularına yuva yapmak için malzeme toplamaya gönderilen ve 'arsadaki köpeklerden korktuğu için yola fırlayarak kamyon altında kaldığı' iddia edilen, bacağı kesilen ve 23 günlük yaşam mücadelesini pıhtı atması sonucu kaybeden 9 yaşındaki Mahra Melin Pınar olayının altından da benzer bir ihmal çıktı.
Mahra'nın anne ve babasının yasa dışı biçimde üretimini yaptıkları kedileri yine kendi sosyal medya hesapları üzerinden binlerce liraya satarak kazanç sağladıkları ortaya çıktı!
11 yıldır hayvan sömürüsünden vergisiz kazanç sagladıkları kendi paylaşımları ile anlaşılan aile aylarca minik Mahra'nın ölümünden sokaktaki hayvanları ve hayvanseverleri sorumlu tutarak acılı ve mağdur olduklarını iddia edip, ' başka Mahra'lar olmasın' diyerek sözde çocuklar için güvenli sokaklar yaratma hedefi güttükleri iddiasıyla ' güvenli sokaklar' isimli bir dernek bile kurdular ve nereye harcandığı bilinmeyen bağışlar toplamaya başladılar!
Oysa ' kızımız köpekten kaçarken kamyon altında kaldı' iddiası ile sokak hayvanlarının toplatılmaları ve öldürmeleri için çağrılar yapan ailenin, Mahra'yı gönderdikleri arsada yaşayan köpekler olduğunu bildikleri, hatta o köpeklerle fotoğrafları bile olduğu ortaya çıktı.
Arsa önündeki yolda daha evvelde benzer kazalar vuku bulduğu, küçük kızın boş arsaya evde üretimi yapılan kedilere yuva yapmak için malzeme bulmaya gittiği anlaşıldı.
Amerika'da yaşayan ve terörist Fettullah Gülen örgütü ile yıllardır ilişki içinde olduğunu beyan eden ve sosyal medyada yaptığı paylaşımlar ve sohbetler ile insanlara silahlanma propagandası yapan, E.A.E. isimli kadın tarafından kendilerine maddi destek sağlandıktan sonra birden köpek düşmanı kesilen ve bu kadının sözcülüğünü yaptığı platformlarla aynı argümanları kullanmaya başlayan, başta kazayı yapan kamyon şoförünü suçlarken birden bire ağız değiştirerek ,köpekleri sorumlu tutmaya başlayan bu aileye dair gerçekler de böylece gün yüzüne çıktı.
Bu iki olaya ait ortaya çıkan gerçekler ve 'köpek saldırdı, kovaladı, korkuttu' gibi iddialarla ile gündeme taşınıp, bir takım medyada topluma korku salan endişe ve kutuplaşmaya neden olan tarzda haber yapılan olayların bir çoğunun altından benzer nedenler çıkması, köpek saldırısı olarak lanse edilen olayların özellikle devlet makamlarınca ciddi soruşturmaya tabi tutularak ailelerin ya da saldırıya uğradığını iddia eden kişilerin taksirli davranışı ve ihmalleri olup olmadığının araştırılmasının gerekliliğini gözler önüne serdi.
İnsan ve hayvan arasında yaşanan olaylarda kendini savunmaktan aciz hayvanları hedefe koyarak, yaşanan olayların vicdan yükünden kurtulmak önce vicdansızlık ardından ahlaksızlıktır!
'Nasılsa hayvan konuşup kendini savunamaz. Köpekleri suçlar konuyu kapatırız' kolaycılığı ile, yaşanan olayların öncesi ve sonrası, altında yatan başka nedenler olup olmadığı araştırılmadan kamu oyuna yansıtılmasının, devlet, millet ve hükümet düşmanlarının ekmeğine yağ süreceği unutulmamalıdır!
Artık anlaşıldı ki; masum çocukları köpekler değil ailelerinin ihmaline dayalı başka sebepler öldürüyor.


