Disiplinsizlikmiş falan geçin bu ayakları. Biz sizin ciğerinizi, cibilliyetinizi biliriz efendiler. Açıkça itiraf edin Teğmenlerin yemini kanınıza dokundu değil mi?
Vücut kimyanızı değiştirdi değil mi? O yeminde teğmenler ne dedi?
"And içeriz ki; laik, demokratik Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığına!" İşte kanlarını donduran iki kelime "laik" ve "bağımsız" "Ülkenin bölünmez bütünlüğüne!" İşte kimyalarını bozan diğer cümle " Ülkenin bölünmez bütünlüğü!" "Yüce Türk ulusunun namus ve şerefine!" Namus ve şeref? Ürkütür onları.
"Aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşısında bizi bulur!" İşte bunu söylemeyeceklerdi. Asıl mevzu bu. "Kılıçlarımız hala (!) keskin ve uzun olacaktır! Bizler Türk İstikbalinin evlatlarıyız. Şerefimizle yaşayacağız ve şerefimizle öleceğiz!" "Ne mutlu Türküm diyene!" Yasaklı cümle'nin tekrarlanması ödlerini patlattı.
Tam da emperyalist açılım işi ile iltisak halindeyken. Söylenecek laflar mı bunlar? Bölünmez bütünlük, Türk ulusunun namus ve şerefi, Vatanın bir karış toprağına uzanan eller kırılır, kesilir falan!
Ve üzerine Ne mutlu Türküm diyene! ile biten bir yemin. Dehşete düştüler! Ödleri patladı! Kimyaları değişti!
Çünkü tam da o işleri bilerek veya bilmeyerek, ya gaflet ya dalalet ya da ihanet içerisinde Türkiye Cumhuriyetinde kotarmaya çalışan bir disiplin var iken edilecek yemin mi şimdi bu?
Sorun yemin metninde. Metinde bulunmayan ve and sonrası "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz!" haykırışı üzerine sadece tuz biber ekti.
Asıl kinleri ve nefretleri and metninde yer alan ifadelere karşı.