İstanbul
DOLAR17.9331
EURO18.4099
ALTIN1039.3
BİLGEHAN BİLGE

BİLGEHAN BİLGE

Mail: [email protected]

İKLİM KRİZİ-II

İKLİM KRİZİ-II

İklim krizi kapımızda.

Bunu zaten biliyor ve yaşıyoruz.

İklim krizi var ve giderek yaklaşıyor ama neden?

Önleyebilir miyiz?

Yine kitaba ortasından gireyim. Önleyemeyiz!..

“İklim krizinin tek sorumlusu insanoğludur. Sanayi devriminden itibaren atmosfere, toprağa ve denize milyarlarca metreküp karbon ve sülfür (kükürt) püskürttük. Çeşitli kimyasalları etrafa saçtık.

Atmosfer düzenini bozan mega kentler inşa ettik.”

Doğru mu? Doğru.

Nerede iki yüzyıldır yukarıda özetle yazdıklarımın tamamını ve hatta çok daha fazlasını yaptık.

Ve bu yüzden gezegenimizin iklimini değiştirdik, buzullar hızla eriyor, iç göller kuruyor, ormanlar giderek yok oluyor, bizimle ortamı paylaşan diğer türler yok oluyor.

İddia bu.

Doğrudur, yanlıştır iddia ile ilgili benim hafif şüphelerim var.

İlkokulda hepimize öğrettiler.

Yaşadığımız yüz yıllar “son buzul çağının” son demleri. Yani dünyanın yaşadığı son buzul çağının nihayetine doğru gidiyoruz.

Eğer bu doğru ise havanın giderek ısınması bir sürpriz olmamalı değil mi?

Sürpriz değil ama “tahminlerden daha hızlı ısınıyor” diyen bilim insanlarına saygı duyarım.

Hızlanma katsayılarını neye göre hesapladıkları da ayrı bir muamma ama şimdiden bilim karşıtı olmayalım.

Hava giderek ısınıyor ve dünya ikliminin garantisi buzullarımız hızla eriyor.

Mesela Norveç’de bir buzul erimiş, erimiş ve onlarca kilometrelerce geriye çekilmiş.

Altından ne çıkmış biliyor musunuz? Eski bir Viking köyü kalıntısı!..

Uzağa gitmeyelim.

İznik gölü çekilmiş, çekilmiş ve altından ne çıkmış biliyor musunuz?

Roma dönemine ait bir “bazilika” yani muhkim bir binanın temeli.

Yani milyonlarca yıl öncesine gitmeye gerek yok.

Yaşadığımız son 2-10 bin yıl önce de ciddi bir iklim krizi yaşanmış.

Buzullar gelmiş gitmiş, göller çekilmiş, taşmış vs.

Demek ki.

Sanayi devrimi yokken, bizler ortalığı karbon ve sülfür bombardımanına tutmadan önce de buzullar erimiş, göller çekilmiş meğerse.

Arkeolojik örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.

Mesela bu gün denizden onlarca kilometre içeride olan ama limana sahip ören yerleri, mesela denizin dibine gömülmüş antik şehirler, mesela etekleri su ile aşınmış çölün ortasındaki Sfenks..

Tamamı antik iklim krizlerinin kurbanı olmuş değil mi?

Çok pis bir türüz. Biz insanoğlu.

İki yüzyıldır dünyada petrol, kömür ve linyit yakarak çevremizi kirlettik.

Ama bizim onlarca yıldır yaptığımız kirliliği iki tane yanardağ günler içinde yaptı!..

Kelud, Ontake, Ruiz, Pelee, Krakatoa yanardağları bizlerden daha masum değil.

Üstelik onların atmosfere saldıkları karbonmonoksit, ve sülfür miktarına bizim ulaşmamız mümkün değil.

Deli gibi petrol çıkarttık, deli gibi kömür çıkarttık ve bunları yakıp doğayı mahvettik.

Ama lütfen dikkat!..

İnsanoğlunun bu güne kadar çıkarttığı petrolün toplamı Türkiyedeki Tuz gölünü 30 metre anca yükseltir.

Ve yaktığımız kömür ve linyit.

Toplamda Ağrı dağının yanında küçük bir tepe kadardır.

Bu söylediklerim sakın bizim türümüzün iğrenç ,yok edici tabiatını hafife aldığım anlamına gelmesin.

Dilimin altındaki baklayı hemen çıkarayım.

İnsanoğlu petrol, kömür yakarak doğayı bozamaz, yok edemez.

İnsanoğlu doğanın boynundaki bir pire’den ibarettir.

Bir pire bir deveye ne kadar zarar verebilirse biz de doğaya ancak o kadar zarar verebiliriz.

Kendimizi fazla abartmayalım.

Yaptığımız ihanet neticede ancak bizi yok eder. Doğa onun üzerinde açtığımız yarayı hızla iyileştirir.

İstediğiniz kadar ormanları yakın, istediğiniz kadar kömür, linyit, petrol yakarak ortalığa zehirli gazlar püskürtün. Doğa için vız gelir tırıs geçer.

Doğa zaman çizelgesinde bu şekilde verceğiniz tahribat dakikalar içerisinde telafi edilir.

Ancak.

Ancak öyle bir ihanet yapıyoruz ki, öyle bir madde keşfettik ki işte o bizim sonumuz olacak.

Ve doğa o ihanetimizi temizlemek için biz yok olduktan sonra bile binlerce ve belki milyonlarca yıl çaba sarf edecek.

Her şeyi ama her şeyi yok edecek o madde “plastik”

İklim krizi geliyor, geldi ve geçecek..

İster inanın, ister inanmayın, ister kabul edin, ister isyan edin ama bu dünyanın doğal bir sirkülasyonudur.

Tarih kitaplarından okumadınız mı? Asya’nın göbeğindeki yüz Marmara denizi büyüklüğünde bir iç deniz kurumadı mı?

Deniz ve göllerin içerisinde eski kent kalıntıları yok mu?

Bunların hepsini yaşayacağız.

Doğanın kanunu bu ve engel olamayız. Kendi kendimizi kandırmayalım.

İklim krizlerine karşı tedbir alabiliriz. Basit tedbirlerle on yıllarca hayatta kalabiliriz.

Ama bizi asıl yok edecek olan şey “plastik” tir.

Naylon, sentetik ve diğer petrokimyasal türevler.

İnsanoğlunun yaşadığı ve yaşayacağı ve onu tamamen yok edecek olan baş rol oyuncusu “plastiktir”

Genetik çalışmalar, genetik çalışmaların ölümcül mahsülleri,GDO bile plastik tehlikesinin yanında çocuk oyuncağıdır.

Devam edeceğim.

Sevgiler, Saygılar.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar