M. DİLEK ÖZKAN

Tarih: 19.04.2021 10:48

``Hiç Şüpheniz Olmasın``

Facebook Twitter Linked-in

‘’Köpekleri çok seviyorum ama beslenme, barınma için onları kendime bağımlı kılmakla , sokaklardan eve alıştırmakla iyi mi yapıyorum? Onları doğal yaşamlarından kopartıp, özgürlüklerini kısıtlamış olmuyor muyum ?’’ 

Bir çok hayvan sever gönüllüden duyduğum bu  soruyu bir tilki, bir ayı, bir penguen, bir maymun için sorsanız cevabım evet olurdu. Ama köpekler için hayır. 

Tarih öncesi çağlarda köpeklerin avcılık, bekçilik, iz sürme, keskin işitme ve koku alma yeteneklerini fark eden insanoğlu, onları kendisine alıştırmış , onların  bu üstün özelliklerini kendi ihtiyaçlarına yönelik , kendi refahına hizmet için kullanmıştır. Buna karşılık onları hizmetine alan insanoğlu onlara ne vermiştir? Emirlerini ve  artıklarını...! 

Köpekler insan tarafından yaklaşık bundan 12-14 bin yıl önce günümüz Hindistan'ına denk gelen bölgede yaşayan küçük bir bozkurt soyundan evcilleştirildiler. Köpekler diğer canlılar arasında evcilleşme sürecinin en üst düzeyindedirler. 

Bakmayın siz ‘’ evde köpek olmaz, hayvanın özgürlüğünü kısıtlıyorsun’’ diyen işgüzarlara. Köpekler geçmişten bu güne insanla birlikte yaşamaya , onunla yaşamı paylaşmaya , insanlarla sosyalleşmek üzere evrilmiş canlılardır.  Ancak köpeğin insana olan bağımlılığı özellikle de günümüzde o kadar artmıştır ki , bizler olmadan yaşama şansları yok denecek kadar azdır.   Doğal olarak avlanıp beslenebilecekleri, insan şiddetine maruz kalmadan doğal yaşamlarını özgürce sürdürebilecekleri yaşam alanları kaldı mı? Hayır.  Öyleyse  onları korumanız altına alarak ne özgürlüklerini ne de doğal yaşamlarını kısıtlamış olmuyorsunuz. 

Yaşamı  boyunca ruhsal ve bedensel bütünlüğü, duygusal gelişimi ve tatmini için karşılıksız sevgiyi arayan insanoğlu bu aradıklarını  kesinlikle köpeklerde bulmuştur. ‘’Köpek gibi sevmek’’, ‘’ köpek gibi sadık olmak’’ deyimleri boşuna dilimize yerleşmemiştir. Abartılı mı geldi? Çevrenizde sizi koşulsuzca, yargılamadan, her fikrinizi, tavrınızı, davranışınızı, tepkilerinizi , her an her halinizle olduğunuz  gibi kabul eden, buna karşılık sizden de hiçbir şey beklemeden  sadece var olduğunuz için  sizi seven kaç kişi var ? 

Neye benzerse benzesin, maddi ve manevi hangi şartlara sahip olursa olsun birlikte yaşadığı insanı  olduğu gibi sevebilen , ona  sevgisini , sadakatini hatta  canını veren canlılardır köpekler.  

Hayvan hakları ile ilgili her yazımda  söz dönüp dolaşıp ‘’ insan bencilliğine’’ varıyor. Konu köpekler olunca işte bu yüzden  bu bencillik daha da fazla gün yüzüne çıkıyor. Alınmasın hemen insan duygularımız, (günümüzde hayvanların yaşam hakları konusunda bilinçli , gerçek hayvan severleri tenzih ederim ) lakin tarih boyunca  insanın köpekle kurduğu  bu çıkar ilişkisi sonucu , avcılık ve doğada tek başına hayatta kalma özellikleri artık körelmiş olan köpek için insanlarla iç içe yaşamak bir bağımlılığa dönüşmüş durumdadır.  Ait oldukları sokaklarda , bir gece bir zalim eliyle açlıklarından vurulup zehirlenmeden, vicdansız bir belediye eliyle uyuşturucu ilaçlarla vurulup, toplatılıp  ormanlara ölüme atılıp  yok edilmeden , bir trafik canavarına kurban gitmeden, tecavüze, saldırıya uğramadan, en hafifinden taşlanıp, tekmelenip,  kovalanmadan yaşamaya bile hakları yokken onları evlat edinmek , evlerimizi , bahçemizi, hayatımızı onlarla paylaşmak kötülük değil bilakis yapılacak en doğru şeydir.

Binlerce yıldır insan yaşamın bir parçası olan köpekler için artık  insan yoksa yemek, barınma, sevgi, iletişim de yok .  Dünyanın her yerinde bizim gibi hayatta kalmaya çalışan, bunun için de bize bağımlı olan bireyler onlar. Evet BİREYLER.

Hayvanlar için ne zaman birey kelimesini cümlede kullansam , şu tepkiler hiç gecikmez;‘’ hayvana da birey denir mi ? İnsanla bir mi tutuyorsun?  Yani birey lafı da çok abartı canım, birey diye insana denir ,  insan normlarına sahip değiller ki....’’  

Ben  de bu tepkilere karşılık şu  şu soruyu sorarım;

-Bir toplumda varlık sürdüren bir canlıya birey demek için salt insana has özelliklere sahip olmayı baz alıyorsak , birçok nedenle insan olma normlarına uygun fiziksel ya da zihinsel  özelliklerini ,  doğuştan kazanamamış veya sonradan yitirmiş insanlar da yaşadıkları toplumun bireyi olmaktan çıkıyorlar mı bu durumda? Bu sorunun ardından mutlak bir sessizlik , afallama hali ve şaşkın bakışlar gelir.  Bir insanı bir hayvanla kıyaslıyor olmama mı şaşırırlar? Yoksa kıyaslamanın sonucu ikisinin de CAN olduğunun ayırdına varmaktan mıdır bu şaşkınlık? Sanırım sırasıyla her ikisi de...





Hal böyle iken tıpkı bizim gibi beş duyuya sahip , hatta koku alma , işitme , görme duyuları bizimkinden kat kat daha gelişmiş yanı sıra vefası, sevgisi ve sadakati ile insandan kat kat üstün , her biri en az 3 yaşında bir insanın zekasına sahip olan köpekler neden yaşadıkları toplumun  bireyleri, sokakların sakinleri   sayılmasınlar? Neden onları insanın menfaati  izin verdiğince koruyan değil , HAK SAHİBİ BİREYLER OLARAK TANIYAN KANUNLARA sahip olmasınlar? 


Hasılı kelam siz onları korumaya , kollamaya devam edin . Sokaklardan ya da barınaktan bir köpek evlat edinin. Çünkü ; 

- Onlar sokaklarda acı çekmekten şımarmayı bilmezler ve sevginin değerini çok iyi bilirler.
- Şefkat ve ilgiye anında ve fazlasıyla karşılık verirler.
- Sizin için canlarını verirler. Sadakatleri sonsuzdur.
- Sokaklarda edindikleri tecrübelere dayanarak zekaları keskindir ve kısa sürede birlikte yaşadıkları insanın şartlarına adapte olurlar.  

Korkmayın onları evlat edinerek özgürlüklerini kısıtlamış olmazsınız. Sokaklarda kötü şartlarda normal ömürlerinden daha kısa sürede hayatlarını kaybetmelerine engel olur, sevgi, bakım ve ilgi ile mutlu bir yaşam sürmelerine fırsat verirsiniz. 

Sorumluluk almaktan korkan biri değilseniz, yaşlanıp hastalandığında onu yarı yolda bırakmayacaksanız, hiçbir neden ve bahane ile onun hissedebilen , acı çeken, iletişim kurabilen bir  ‘’evlat ‘’ olduğunu unutmayacak ve şartlar bir gün sizin için zorlaşırsa dahi  onu  terk etmeyecekseniz, sevgi, oyun ve  yürüyüşleri eksik etmeyecekseniz bir an bile düşünmeden kalbinizi, yuvanızı ona açın. 

Dilek M. Özkan 

Hayvan Hakları Aktivisti.



Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —