Sectio, bir cerrahi müdahale ile, cilt, ciltaltı, karın ön duvarı ve uterus'un katman katman kesilerek bebeğin ana rahminden çıkartılması işlemidir. Genellikle spinal anestezi (Omurilik kanalına bir iğne ile girilerek kanal içine bölgesel uyuşturucu madde enjeksiyonu) eşliğinde uygulanır. Spinal anestezi dışında ek olarak hastaya hafif sedasyon verilir. (Yarı uyku hali yaratan, sakinleştirici bir ilaç eşliğinde yapılan anestezi tekniği) Çok çok nadir şartlarda tıbbi gereklilik halinde genel anestezi de uygulanır. Sectio, Anestezi ve cerrahi müdahalelerin tüm risklerini barındırır. Sadece bebeğin, anne adayının veya her ikisinin birden normal doğum süreci içerisinde yaralanma ve ölüm riski mevcudiyetinde baş vurulan bir yöntemdir. Yukarıda yazdıklarımı konu ile ilgili herhangi bir temel tıp kitabında bulabilirsiniz. Siz şimdi siyasi bir polemik haline getirilen bu tıbbi işlemi çoğu erkek siyasetçilerden dinliyorsunuz. Gazetecilerden dinliyorsunuz. Mankenlerden dinliyorsunuz. Şarkıcılardan dinliyorsunuz. Sectio siyasete konu olacak bir durum değildir. Magazin mevzu da değildir. Anne adaylarının da keyfine, isteğine bırakılacak bir tercih hiç değildir. Benim vücudum, benim kararım. Ben karar veririm konusu hele hiç değildir. Tıbbi zorunluluk halinde uygulanan bir cerrahi müdahaledir bu. Hiç bir gerekçe yokken. "Benim karaciğerimi alın." "Hele benim kalbe iki-üç stent takın." "İleride ne olur, ne olmaz belimdeki dört beş diski çıkarıverin" diyebiliyor musunuz? Derseniz bu sizin vücudunuz, sizin kararınız oluyor mu? Sectio işte öyle bir şey. Anne adaylarının çoğunlukla neden sectio tercih ettiklerini psikoloji bilim, sosyoloji bilimi araştırmalı. Eş zamanlı olarak "Cerrahlar" konu ile ilgili halkı bilinçlendirmeli. Bu iş ne politikacının, ne gazetecinin ne de magazincilerin tasarrufuna bırakılacak kadar gayrıciddi değildir. İskandinav ülkelerinde %15-20 bandında olan bu ameliyat Türkiye'de neden %70 lere ulaştı? Bunu tıp camiası oturup, tartışıp çözmek zorundadır.