Film stüdyosu gibi bir şehir. Yaya geçidinin başındasın. Daha caddeye adım atmamışsın. Şak! Arabalar duruyor. Sana yol veriyor. Bu ülkem için çok sıradışı efendice, medenice bir davranış. Tamam ama bu şehirde siz yaya geçidinin başında iken belediye otobüsü de duruyor. Bu şehirde gecenin üçünde dördünde kız çocukları, kadınlar yanlarında herhangi bir korumaya ihtiyaç duymadan özgürce dolaşabiliyor, evlerine gidebiliyor. Sokakta dolaşan insanlara bakıyorsun. Fakir, zengin fark etmez. Tertemizler arkadaş tertemiz!.. Kılık kıyafetleri tertemiz. Diyorum ya film stüdyosu gibi bir şehir. Kadını ayrı bir bakımlı, erkeği ayrı bir bakımlı. Marketteyim. Vezne sırasındayım. Bir beyefendi yanlışlıkla bana hafifçe çarptı. Hemen özür diledi!.. Başka bir gün yaşlı bir teyzemiz veznenin başında. Yavrum bir türlü banka kartından ödeme yapamıyor. Kuyruk uzadıkça uzadı. Yahu arkadaş bir tane homurdanan, sesini yükselten insana şahit olmadım. Medeniyet buymuş meğer. Bu şehrin esnafı da bir alem. Anadolu ahilik geleneği zannedersem sadece bu şehirde ayakta kalmış. Simit alacaksın. "Dur!" Diyor. Onlar satılık değil. Az bekle beş dakikaya fırından tazesi çıkacak. Sebze alacaksın. "Elleme" diyor. Malın en güzelini, en tazesini elleri ile seçip filene koyuyor. Gözlerimle şahit oluyorm ben her gün buna benzer mucizelere. O şehir hangi şehir biliyor musunuz? Asla adını söylemem. Çünkü biliyorum ki kakalaklar bu şehri istila etmek için devreye girer. İstanbul'a, İzmir'e, Bodrum'a, Çeşme, Urla ve Alaçatı'ya yaptıklarının bir benzerini yaparlar. Bırakın bu şehir bu tertemiz insanı ile tertemiz kalsın.